Türk dünyasının farklı coğrafyalarından sinemacıları, yönetmenleri, yapımcıları ve kültür insanlarını Ankara'da buluşturan 11. Türk Dünyası Belgesel Film Festivali Gala ve Ödül Töreni, Keçiören Belediyesi ev sahipliğinde Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi'nde gerçekleştirildi. Bu özel gecede, özel ödüller ve jüri özel ödülleriyle birlikte toplam 21 ödül sahiplerini buldu. Keçiören Belediyesi'nin ev sahipliğinde ve Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu (TDGF) öncülüğünde düzenlenen bu anlamlı etkinlik, Türk dünyası arasındaki kültürel bağları güçlendirme ve ortak mirası beyaz perdeye taşıma misyonunu bir kez daha ortaya koydu.
Programa katılan önemli isimler arasında Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Aygün, Kırgızistan Büyükelçiliği Ateşesi Ulan Maksatov, TÜRKSOY Temsilcisi Doç. Dr. Abdullah Kutalmış Yalçın, AK Parti Kırıkkale İl Başkanı Ergin Pehlivanlı, Sinema Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Nihat Değirmenci, Keçiören Kent Konseyi Başkanı Tekin Ekici ile Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu Başkanı ve Festival Düzenleme Kurulu Başkanı Menderes Demir yer aldı. Ayrıca siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri de törene iştirak etti. Gazi ve şehitler anısına gerçekleştirilen saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan program, Azeri müzik topluluğunun dinletisiyle açılışını yaptı. Etkinlik kapsamında, festivalin geçmişten günümüze gelişimini anlatan bir video gösterimi ile festivalin tanıtım filmleri de izleyicilerle buluştu.
Ortak Kültürel Mirasın Vurgulanması
Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Aygün, yaptığı konuşmada ortak tarih, ortak ruh ve kardeşlik vurgusu yaparak, 11. Türk Dünyası Belgesel Film Festivali Gala ve Ödül Töreni'nde bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade etti. Aygün, Bakü'den Bişkek'e, Semerkant'tan Ankara'ya uzanan geniş Türk dünyasının aynı gönül ikliminde bir araya gelmesine şahitlik edildiğini belirtti. Dillerin ve bayrakların farklı renklere sahip olabileceğini ancak yüreklerin, kanların, tarihin ve geleceğin bir olduğunu dile getirdi. Türk dünyasının sadece coğrafi sınırlarla tanımlanamayacağını, aksine ortak bir tarih, ortak bir hafıza, ortak bir dil ve ortak bir medeniyet ülküsü olduğunu vurguladı. Ataların destanları, türküleri, örf ve adetleri miras bıraktığı gibi, bu mirasın gelecek nesillere aktarılmasının önemine değinen Aygün, belgesellerin bu aktarımda çok kıymetli bir rol oynadığını söyledi. Belgesellerin sadece görüntüleri kaydetmekle kalmayıp, bir milletin hafızasını da kaydettiğini, bu nedenle ortaya konan her eserin Türk dünyasının ortak hafızasına bırakılmış birer emanet olduğunu belirtti. Gaspıralı İsmail Bey'in