2025 yılına ait araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) verileri, Türkiye'nin inovasyon kapasitesinde önemli bir ivme kaydedildiğini ortaya koydu. Gayrisafi yurt içi Ar-Ge harcamaları, bir önceki yıla kıyasla 328 milyar 607 milyon TL'lik bir artış göstererek 980 milyar 428 milyon TL seviyesine yükseldi. Bu maliyetli yatırımların gayrisafi yurt içi hâsıla (GSYH) içindeki oranı ise %1,55 olarak hesaplandı. Söz konusu yıl öncesindeki GSYH payının %1,46 olduğu dikkate alındığında, toplam ekonomideki Ar-Ge yoğunluğunda belirgin bir büyüme görüldü. 63 trilyon 240 milyar 523 milyon TL’lik GSYH baz alınarak yapılan değerlendirmede, bu oranın artışı dikkat çekici bulunuyor.

Sektörler ve Finansman Kaynaklarındaki Dağılım

Ar-Ge faaliyetlerinin yürütülmesinde en büyük payı alan kurumlar arasında mali ve mali olmayan şirketler yer aldı. Bu sektör, toplam Ar-Ge harcamalarının %65,0’sını gerçekleştirirken, ikinci sırayı %30,3 ile yükseköretim kurumları takip etti. Genel devlet ile kâr amacı gütmeyen kuruluşların payı ise %4,7 olarak gerçekleşti. Personel giderleri, Ar-Ge bütçelerinin en büyük kalemini oluştururken, bu harcama türünün toplam içindeki payı %58,8’e ulaştı.

Finansman kaynaklarına bakıldığında da özel sektörün ağırlığı belirleyici oldu. 2025 yılında Ar-Ge harcamalarının %52,5’i mali ve mali olmayan şirketler tarafından karşılanırken, genel devletin payı %31,1, yükseköretimin payı %14,1 olarak ölçüldü. Yurt dışı kaynakların katkısı %2,3 düzeyinde kalırken, diğer yurt içi kaynakların payı neredeyse ihmal edilebilir seviyede olan %0,01 olarak kaydedildi.

İnsan Kaynağı ve Bölgesel Dağılım

Türkiye’nin Ar-Ge insan kaynağı da genişledi. Tam zaman eşdeğeri (TZE) cinsinden toplam 317 bin 982 kişi Ar-Ge personeli olarak çalıştı. Bu personelin %67,9’u özel sektörde, %29,0’ı yükseköretimde ve %3,0’ı genel devlet ile kâr amacı olmayan kuruluşlarda görev yaptı. Cinsiyet dağılımına gelindiğinde, kadın Ar-Ge personelinin oranı %34,1 olarak tespit edildi. Toplamda 108 bin 453 kadın araştırmacı çalışırken, bu oran yükseköretimde %48,1’e, özel sektörde ise %28,2’ye çıktı.

Eğitim düzeyi açısından değerlendirme yapıldığında, Ar-Ge personelinin %40,6’sının lisans mezunu olduğu görüldü. Doktora veya eşdeğeri eğitime sahip personel oranı %31,0 iken, yüksek lisans mezunlarının payı %19,4’tü. TZE bazında ise lisans mezunlarının oranı %49,6’ya yükselirken, doktora mezunlarının payı %21,4 olarak ölçüldü.

Bölgesel dağılımda İstanbul (TR10), Ar-Ge faaliyetlerinin merkezi olmaya devam etti. Toplam harcamaların %31,8’i ve çalışanların %32,2’si İstanbul’daydı. İkinci sırada Ankara (TR51) yer alırken, harcamaların %30,0’ını ve istihdamın %19,8’ini karşıladı. Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova’yi kapsayan TR42 bölgesi ise harcamaların %9,5’ini gerçekleştirdi.

Teknoloji Seviyesi ve Teşvik Etkisi

Mali ve mali olmayan şirketlerin 637 milyar 252 milyon TL’lik Ar-Ge harcamalarının %54,9’u Ar-Ge merkezlerinde yapıldı. Bu merkezlerdeki çalışmaların %89,5’i 250 ve üzeri çalışanı olan büyük ölçekli girişimler tarafından yürütüldü. İmalat sanayinde teknoloji düzeyine göre sınıflandırılan harcamalarda, yüksek teknoloji faaliyetlerini yürüten girişimler %47,7 ile ilk sırada yer aldı. Orta yüksek teknoloji faaliyetlerindeki girişimlerin payı %40,7 olurken, orta düşük ve düşük teknoloji gruplarının payları sırasıyla %7,2 ve %4,4 olarak gerçekleşti.

Dolaylı Ar-Ge teşviklerinin etkisi de gözlemlendi. Özel sektör Ar-Ge harcamaları içindeki dolaylı teşvik payı 2015’teki %14,8 seviyesinden 2025’tede %26,5’e yükseldi. Bu dönemde özel sektör Ar-Ge harcamaları 11,2 milyar TL’den 637,3 milyar TL’ye ulaşarak ciddi bir büyüme kaydetti.