Akdeniz Havzası'nın kritik sulak alanlarından biri olan Gediz Deltası'nın ekolojik bütünlüğünü ve zengin biyoçeşitliliğini gelecek nesillere aktarmak amacıyla geniş kapsamlı bir restorasyon ve canlandırma projesi hayata geçirildi. Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ile Doğa Derneği'nin ortaklığında, uluslararası düzeyde BirdLife Avrupa ve Orta Asya (Dünya Kuşları Koruma Kurumu) ve Fransa merkezli Tour du Valat Araştırma Enstitüsü'nün iş birliğiyle yürütülecek olan bu önemli girişim, Tehlike Altındaki Kara ve Deniz Ekosistemleri Programı (ELSP) tarafından finansal olarak destekleniyor. İzmir'de, 6 Ekim 2026 Salı günü gerçekleştirilen açılış ve lansman toplantısında, "Nehir ve Denizin Güçlerinden Yararlanarak Gediz Deltası'nı Yeniden Canlandırmak Projesi"nin detayları kamuoyuna sunuldu. İzmir Vali Yardımcısı Sayın Erkan Karahan, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Sulak Alanlar Daire Başkanı Mehmet Özdemir ve 4. Bölge Müdürü Kerim Gençoğlu'nun yanı sıra, çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarının üst düzey yetkilileri, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri de toplantıya katılım sağladı. Bu etkinlikte, Gediz Deltası'nın geleceğine yönelik restorasyon yaklaşımı, belirlenen hedefler ve 2026-2031 yılları arasında yürütülecek beş yıllık çalışma planı detaylı bir şekilde paylaşıldı.
Gediz Deltası'nın Uluslararası Önemi ve Ekosistem Değeri
Menemen, Foça, Çiğli ve Karşıyaka ilçeleri sınırları içerisinde yer alan Gediz Deltası, farklı statülerle sıkı bir koruma altında bulunmaktadır. Uluslararası Ramsar Sözleşmesi listesinde yer almasının yanı sıra, Yaban Hayatı Geliştirme Sahası, Doğal Sit Alanı ve Leukai Antik Kenti'nin varlığı nedeniyle Arkeolojik Sit Alanı unvanlarını da taşımaktadır. Bu eşsiz coğrafya, özellikle kuş popülasyonları için küresel bir öneme sahiptir. Dünya flamingo nüfusunun yaklaşık %10'una, yani her yıl yaklaşık 20.000 çift flamingoya kuluçka alanı sunmaktadır. Ayrıca, tepeli pelikan ve sumru kuşlarının Akdeniz'deki en büyük kolonilerinden birine ev sahipliği yapmakta; on binlerce su kuşu için kritik bir kışlama, mola ve üreme sığınağı işlevi görmektedir. Dalyanları, tuzcul çayırları, sazlıkları, lagünleri ve tarım arazileriyle öne çıkan delta, kıyı boyunca yürütülen küçük ölçekli balıkçılık, geleneksel hayvancılık ve yıllık yaklaşık yarım milyon tonluk tuz üretimiyle bölge ekonomisi ve sosyal yaşamıyla da iç içe bir varlık sürdürmektedir.
Kapsamlı Restorasyon Çalışmaları ve Geleceğe Yönelik Adımlar
Proje kapsamında, Gediz Deltası'nın ekolojik sağlığını güçlendirmeye yönelik çeşitli uygulamalar hayata geçirilecek. Tatlı su alanlarında biyoçeşitliliğin korunması ve ekosistemlerin geleceğinin güvence altına alınması hedefiyle güneş enerjisi sistemleriyle desteklenen su yönetimi uygulamalarından, ekolojik temelli mera ve çayır yönetimine kadar farklı çalışmalar yürütülecek. Nehirlerin doğal akışını yeniden güçlendirmek amacıyla mevcut bariyerler, balıkların rahatça göç edebildiği ekolojik bentlere dönüştürülecek. Flamingo adasının restore edilmesi ve su kuşları için yapay üreme platformlarının oluşturulması da projenin temel uygulamaları arasında yer alıyor. Kuşların üreme ve beslenme alanları arasındaki hareketlerini engelleyen ve her yıl çok sayıda kuşun ölümüne veya yaralanmasına neden olan elektrik hatlarının uygun bölümlerde yer altına alınmasıyla deltadaki önemli tehditlerden birinin azaltılması planlanıyor. Ayrıca, kırsal kalkınmayı destekleyecek ekonomik modeller ve uygulamalar geliştirilecek; deltayı ziyaret eden insanların doğayla daha güçlü bir ilişki kurabilmesi için ekoturizm faaliyetleri desteklenecek. Deltada bulunan Ziyaretçi Merkezi'nin restorasyonu da bu kapsamda ele alınarak, merkezin ziyaretçilerin ve öğrencilerin daha aktif kullanabileceği bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Sulak Alanlar Daire Başkanı Mehmet Özdemir, Gediz Deltası'nın küresel bir doğa mirası olduğuna vurgu yaparak, "Gediz Deltası 1998 yılında kazandığı Ramsar Alanı statüsüyle küresel bir doğa mirasıdır. Tatlı, acı ve tuzlu su ekosistemlerini, lagünleri ve tuzlu bataklıkları bir arada barındıran bu eşsiz coğrafya, biyolojik çeşitlilik açısından dünyada kritik bir merkez konumundadır. Böylesine geniş ölçekli bir restorasyonun başarısı; kamu kurumlarımızın, yerel yönetimlerimizin, bölge üniversitelerimizin, akademisyenlerimizin, konu uzmanlarımızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın ortak aklına ve güçlü iş birliğine bağlıdır" ifadelerini kullandı.
Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tuba Kılıç Karcı ise, proje kapsamında yapılacak restorasyon çalışmalarına ilişkin olarak, geçmiş dönemlerde Üçtepeler bölgesinde inşa edilen ve artık kullanılmayan atıl setler ile yolların, deltanın kalbi konumundaki dalyanlarda doğal su hareketlerini, gelgit süreçlerini ve sediment akışını kısıtladığını belirtti. Karcı, "Proje kapsamında, deltadaki tatlı su ve tuzcul ekosistemler arasındaki doğal dengenin yeniden güçlendirilmesini, su ve sediment akışının önündeki engellerin ortadan kaldırılmasını ve doğal süreçlerin yeniden işlemesini hedefliyoruz. Nehir ve denizin doğal güçlerinden yararlanan bu restorasyon yaklaşımının, Gediz Deltası’nın iklim değişikliğinin etkilerine karşı dayanıklılığını artıracağına ve bölgedeki tür çeşitliliğinin uzun vadede korunmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu çalışma, sadece Gediz Deltası için değil tüm Akdeniz için örnek bir ekosistem restorasyonu olacak" şeklinde konuştu. Gediz Deltası'nın ekolojik bütünlüğünü sağlamak için 2031 yılına kadar devam edecek bu geniş kapsamlı restorasyon çalışması, yalnızca proje ekibinin çabalarıyla değil; farklı disiplinlerden 15'in üzerinde uzman, akademisyen, kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşunun da katkılarıyla desteklenecek.