İzmir'in Bornova Ovası'nda, Yeşilova Höyüğü'nün yakınında yer alan Yassıtepe Höyüğü'nde sürdürülen arkeolojik kazılar, yaklaşık 5 bin yıl öncesine tarihlenen, surlarla çevrili, planlı bir antik kenti gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin de katkılarıyla yürütülen bu önemli çalışmalar, dönemin tapınakları, depoları, üretim ve işlik alanları gibi unsurlarıyla dikkat çeken zengin bir yerleşimi gözler önüne seriyor. Kazı Başkanı Doç. Dr. Zafer Derin, bu keşfin İzmir'in ekonomik ve sosyal zenginliğinin başlangıç noktası olduğunu belirterek, Yassıtepe'yi İzmir'in "Troya'sı" olarak nitelendiriyor.

Yassıtepe: İzmir'in Antik Kentleşme ve Ticaret Merkezi

Yaklaşık 5 bin yıl önce, bugünkü İzmir'in merkezinde, farklı bir kent yaşamının hüküm sürdüğü anlaşılıyor. Yassıtepe'de ortaya çıkan bulgular, dönemin insanlarının sadece küçük bir yerleşimde değil, belirli bir düzen ve planlama çerçevesinde inşa edilmiş bir kentte yaşadığını gösteriyor. Doç. Dr. Zafer Derin'in ifadelerine göre, bu kent, tapınakları, geniş depo alanları, çeşitli üretim yerleri ve işlikleriyle adeta bir yelpaze gibi düzenlenmiş. Kentin dış çeperini saran güçlü surlar ise sadece sakinleri değil, aynı zamanda hızla büyüyen ekonomik refahı da koruma amacı taşıyordu. Bu yapısal özellikler, Yassıtepe'nin Troya'nın en erken dönemleriyle çağdaş olduğunu ve bölgenin stratejik önemini vurguluyor.

Yassıtepe'deki planlı kent yaşamıyla paralel olarak, güçlü bir üretim ve ticaret ağı da gelişmişti. Kazılarda bulunan çok sayıda büyük depolama küpü, tarımsal ürünlerin önemli miktarlarda saklandığını kanıtlarken, bronz üretimi ve değerli çanak çömlekler gibi el sanatları ürünleri de kentin ekonomik gücüne dair somut veriler sunuyor. Bölgedeki ticari ilişkiler sadece Bornova Ovası ile sınırlı kalmayıp, İç Batı Anadolu'dan kıyı Ege'ye ve hatta deniz aşırı bölgelere kadar uzanarak, Yassıtepe'nin geniş bir ticaret ağının merkezi konumunda olduğunu ortaya koyuyor. Doç. Dr. Derin, kentin planlı yapısını ve içerdiği değerli tarım ürünleri, bronz ve metal üretimi ile çanak çömlek yapımını vurgulayarak, "İzmir'in zenginliğinin başladığı noktadayız" sözleriyle bu durumu özetliyor.

Tarımsal Zenginlik ve Miken Bağlantıları

Yassıtepe'de tespit edilen kaplar ve organik kalıntılar, yaklaşık 5 bin yıl önceki üretimin detaylarını gözler önüne seriyor. Kazılarda üzüm çekirdeklerinin yanı sıra kurutulmuş üzüm ve pekmez kalıntılarına ulaşılması, üzümün sadece tüketilen bir meyve olmaktan öte, farklı ürünlere dönüştürülerek ekonomik yaşamın önemli bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Bazı sıvı kaplarının şarap üretimiyle ilişkili olduğu düşünülüyor. Doç. Dr. Derin, üzümün Yassıtepe'de çok yönlü kullanıldığını ve ticari hayata katıldığını belirterek, "Belki de Bornova Misketi'nin doğduğu noktadayız" yorumunda bulunuyor. Ayrıca, 2026 yılı kazılarında yaklaşık 5 bin yıl öncesine ait zeytin çekirdeklerinin bulunmasıyla, üzüm ve incir bulgularının yanına zeytinin de eklenmesi, İzmir ve Ege ekonomisinin simgeleri olan bu üç ürünün aynı tarihsel tabloda buluştuğunu gösteriyor.

Yassıtepe'nin Ege dünyasıyla kurduğu güçlü ilişkilerin önemli kanıtlarından biri de mezarlardan elde edildi. Kazılarda, Miken kültürüyle ilişkilendirilen mezarlar ortaya çıkarıldı. Ölülerin yakılmadan büyük küpler içerisine, yanlarına çeşitli hediyelerle birlikte yerleştirildiği bu mezarlar, zeytinyağı, şarap kapları ve çok sayıda takıyla doluydu. Mikenlerin Girit ve Rodos'a kadar uzanan geniş bir coğrafyada ticaret yaptığını belirten Doç. Dr. Derin, Yassıtepe'deki bu mezarları, bölgeye ticaret amacıyla gelen Mikenlilere ait olabileceği yönünde değerlendiriyor. 2026 yılı kazılarında bir mezardan çıkan iki silindir mühür ise Yassıtepe'nin ticari ve sosyal yapısının yanı sıra Ege dünyasıyla olan bağlarına dair yeni ve kıymetli bilgiler sunuyor.

Gücün Sembolü Panter ve Depremin İzleri

Yassıtepe'de bulunan kalıntılar arasında, bugün nesli tükenmiş yırtıcı hayvanlara ait izler de yer alıyor. Anadolu Parsı olarak bilinen panterin İzmir'deki arkeolojik geçmişi, yaklaşık 8 bin yıl önce Yeşilova Höyüğü'ne kadar uzanıyor. Doç. Dr. Derin'in analizlerine göre, Yeşilova'da kutsal kabul edilen panter tasvirleri, yaklaşık 5 bin yıl önce Yassıtepe'de farklı bir anlam kazanmış. Surlarla korunan, üretim ve ticaretle zenginleşen bu kentte, panter avlamak bir güç ve prestij göstergesi haline gelmiş. Yerleşimde iki veya üç pantere ait kalıntıların yanı sıra ayı kalıntıları da bulunması, dönemin yöneticilerinin gücünü sergileme biçimlerinden biri olarak avcılığı kullandığını düşündürüyor. Doç. Dr. Derin, panter avcılığının İzmir coğrafyasında 20. yüzyıla kadar sürdüğünü ve "Zoza" adlı bir panterin İzmir Hayvanat Bahçesi'nde yaşadığını da ekliyor.

Yassıtepe'deki kazılarda, kenti yöneten kişiye ait olduğu düşünülen bir kabul salonu da tespit edildi. Bu özel alandan yüzlerce içecek kabının çıkarılması, buranın prestijli konukların ağırlandığı ve önemli sosyal törenlerin düzenlendiği bir merkez olarak kullanıldığına işaret ediyor. Ayrıca, ölülerin büyük küplerin içerisine cenin pozisyonunda yerleştirildiği, yanlarına yiyecek ve içecek kapları bırakıldığı mezarlar, dönemin ölüm ve yeniden doğuş inancını yansıtıyor. Bazı küpler üzerindeki hamile ana tanrıça kabartmaları da bu inancın bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Yassıtepe'de kurulan kent, tarihi boyunca birçok kez yıkılıp yeniden inşa edilmiş olsa da, MÖ 2800 yıllarında meydana geldiği düşünülen büyük bir deprem, yerleşimin tarihinde önemli bir dönüm noktası oluşturmuş. Depremin izleri, bazı duvarların yatay hareketin etkisiyle "S" biçiminde deforme olmasıyla bugün bile açıkça görülebiliyor. Doç. Dr. Derin, bu felaketin insanların eşyalarını bile alamadan yerleşimi terk etmesine neden olduğunu belirtiyor.