İzmir'in Menderes ilçesinde yer alan ve antik dünyanın en önemli üç kehanet merkezinden biri olarak kabul edilen Klaros'ta, binlerce yıllık tarihi aydınlatmaya yönelik arkeolojik çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin sağladığı destekle Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Onur Zunal başkanlığındaki uzman ekip, antik çağda savaşlardan salgınlara, depremlerden kentlerin geleceğine kadar pek çok kritik konuda Tanrı Apollon'dan yanıt aranan bu kutsal alandaki sırları gün yüzüne çıkarıyor. Özellikle bugünkü İzmir'in kuruluşuna dair önemli bir kehanetin de verildiği bu topraklar, 2026 yılı kazı sezonunda temmuz ayının ortasında başlayan yoğun çalışmalarla geçmişle günümüz arasında köprü kuruyor.
Antik Dünyanın Üç Büyük Kehanet Merkezinden Biri
Doç. Dr. Onur Zunal, Klaros'un MÖ 13. yüzyılda kurulduğunu ve Hristiyanlığın MS 4. yüzyılda resmi din haline gelmesine kadar kesintisiz bir pagan kutsal alanı ve kehanet merkezi olarak işlev gördüğünü belirtiyor. Klaros, Didim'deki Apollon Tapınağı ve Yunanistan'daki Delphi Apollon Tapınağı ile birlikte antik çağın en büyük üç kehanet merkezinden biri olarak öne çıkıyor. Zunal, bu merkezin özellikle İzmir ve tüm İyonya bölgesi için hayati bir öneme sahip olduğunu vurguluyor. Dönemin imparatorları, komutanları ve kent yöneticileri, önemli kararlar almadan önce mutlaka Apollon'a danışmak üzere Klaros'u ziyaret ediyordu. Bu durum, Klaros'un sadece Batı Anadolu'dan değil; bugünkü İtalya, İspanya, Hırvatistan, Romanya gibi Avrupa ülkelerinden ve hatta Afrika kıtasındaki Moritanya'dan bile ziyaretçiler ağırlamasına neden olmuştur. Dolayısıyla Klaros, çağının uluslararası düzeyde tanınan ve saygı duyulan en önemli kehanet merkezlerinden biri haline gelmiştir.
Klaros'un anlatılarında, bugünkü İzmir şehrinin kaderini doğrudan etkileyen önemli bir kehanet de yer alıyor. Doç. Dr. Zunal'ın aktardığına göre, Büyük İskender'in Kadifekale'de, Pagos eteklerinde gördüğü bir rüyanın ardından komutanı Lysimakhos'u Klaros'a göndermesiyle bu kehanet gerçekleşmiştir. Lysimakhos, kehanet ritüelini tamamladıktan sonra İskender'in rüyasını kahine iletmiş ve Apollon kahini, yeni kentte yaşayacak insanların eski kenttekilere kıyasla üç hatta dört kat daha mutlu olacağını bildirmiştir. Böylece İzmir'in günümüzdeki konumuna taşınmasıyla ilgili kehanet, Klaros'ta verilmiş ve şehrin geleceği burada şekillenmiştir.
Devasa Apollon Tapınağı ve Güncel Kazı Bulguları
Klaros'un merkezinde yükselen Apollon Tapınağı, antik dünyanın mimari ihtişamını bugüne taşıyan en etkileyici yapılardan biridir. Doç. Dr. Zunal, tapınağın boyutlarını ve yapım sürecini rakamlarla açıklıyor: Yapımına MÖ 300'ler civarında başlanan bu devasa yapı, Roma İmparatorluk Çağı'nda Augustus, Tiberius ve Hadrianus gibi imparatorların desteklerine rağmen yaklaşık 450 yıl süren bir inşaat sürecinin ardından tamamlanamamıştır. Tapınak, 44 metre uzunluğa ve 22 metre genişliğe sahiptir. Uzun kenarlarında 11, kısa kenarlarında ise 6 sütun bulunmaktadır. Her bir sütun, 11 mermer tamburdan oluşmakta olup, her tamburun yaklaşık 6 ton ağırlığında olduğu bilinmektedir. Başlığıyla birlikte tek bir sütunun toplam ağırlığı 75-80 tona ulaşmaktadır. Üst yapısı da göz önüne alındığında, yaklaşık 13-14 metre yüksekliğinde, dönemine göre muazzam bir tapınaktan söz edilmektedir.
Güncel kazı çalışmaları, arkeolog, mimar, restoratör, konservatör, epigraf ve nümismatlardan oluşan disiplinler arası bir ekiple iki farklı sektörde yürütülmüştür. Bunlardan biri, kutsal alanın giriş yapısı olan propylonun doğusundaki alandır. Bu bölgenin MS 1. ve 2. yüzyıllarda kutsal alana gelen ziyaretçilerin konakladığı 'katagogeion' adı verilen, günümüzdeki motel ya da pansiyon benzeri yapılar içerdiği tespit edilmiştir. Ayrıca, kutsal alanın ana kenti Notion'a doğru güneyde, yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik çok büyük bir yapı biriminin kazıları 2016 yılından beri devam etmektedir. Bu yapı, Roma İmparatorluk Çağı'nda, MS 1. ve 3. yüzyıllar arasında kullanılmıştır. Kuzeyde yedi mekanın bulunduğu bu yapının güneyinde de yedi paralel mekanın olması gerektiği düşünülmekte ve ortasında açık avlulu bir düzenleme bulunmaktadır. Yapının işlevi henüz kesin olarak belirlenemese de, günlük kullanım kapları ve sikkeler yardımıyla tarihi netleştirilebilmektedir. İlginç bir bulgu olarak, yapının deprem etkisiyle sona ermiş olabileceği ve ilk evresinin bir yıkım gördükten sonra ikinci evrenin bu enkazın üzerine inşa edilmiş olabileceği bu yılki çalışmalarla tespit edilmiştir.
Klaros'un Canlı Mirası: Mermerler, Kaplumbağalar ve Defne Ağaçları
Klaros'un dış dünyayla olan bağlantısını en somut şekilde gösteren kanıtlardan biri, deniz dibinde bulunmuştur. Kutsal alanda Marmara Adası'ndaki antik Prokonnesos taş ocaklarından ve Paros Adası'ndan getirilen mermerlerin kullanıldığı belirlenmiştir. Doç. Dr. Zunal, en çarpıcı örneğin Prokonnesos'tan Klaros'a gelmekte olan bir kargo gemisi olduğunu ve bu geminin Kızılburun açıklarında, bugünkü Teos yakınlarında battığını aktarmıştır. Geminin kazısında, taşıdığı kargonun Klaros'a ait Dor düzeninde bir sütun başlığı ve bir sütun olduğu tespit edilmiştir. Bu durum, Klaros için özel mermerlerin, hayvan ve insan gücünün yanı sıra deniz yoluyla da taşındığını kanıtlamaktadır. Yaklaşık 75-80 ton ağırlığa ulaşan bu sütunların taşınması son derece zahmetli ve maliyetli olduğundan, Klaros gibi kutsal alanların o dönemde önemli 'sponsorlara' sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Klaros'ta hikaye sadece kazı çukurları, sütunlar ve heykellerde saklı değildir; bazen ağır ağır yürüyen bir kaplumbağanın kabuğunda da kendini gösterir. Bugün Klaros'u ziyaret edenlerin sıkça karşılaştığı kaplumbağalar, binlerce yıl önce de Apollon'un dünyasının ayrılmaz bir parçasıydı. Zunal, antik çağ ile günümüz arasındaki bu şaşırtıcı bağlantının altını çizerek, Apollon'un icat ettiği söylenen 'lira' adlı müzik aletinin ses kutusunun kaplumbağa kabuğundan yapıldığını ve lira ile Apollon figürinlerinin o dönemde Apollon'a sunulan önemli adak eşyaları arasında yer aldığını belirtmiştir.
Klaros'un yaşayan bir diğer antik simgesi ise birkaç adım ötede yükselen defne ağaçlarıdır. Özellikle sunakların çevresinde yoğun olarak görülen defne ağaçları, Apollon'un kutsal ağaçlarından biridir. Mitolojide, karşılıksız bir aşkın ardından Daphne'nin tanrılar tarafından defne ağacına dönüştürülmesiyle, defne Apollon'un kutsal sembolü haline gelmiştir. Defne, sadece Apollon'la özdeşleşmekle kalmamış, aynı zamanda kehanet sırasında esinlenmek amacıyla da kullanılmıştır. Rahiplerin ve kahinlerin sunular sırasında defne taçları ve defne yaprakları kullandığına dair bilgiler de mevcuttur. Böylece, binlerce yıl önce kehanet ritüelinin bir parçası olan defne, bugün yine aynı topraklarda, aynı sunakların çevresinde büyüyerek Klaros'un eşsiz tarihini canlı tutmaktadır.