Mudanya Belediyesi tarafından Mudanya Mütarekesi'nin 104. yıl dönümü münasebetiyle organize edilen Mudanya Uluslararası Barış Sempozyumu, Tirilye Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi. İki gün süren bu önemli etkinlik, Kurtuluş Savaşı'nın diplomatik zaferlerinden biri olan Mudanya Mütarekesi'nin ruhunu yeniden canlandırarak, günümüz dünyasındaki savaşları ve Türkiye'nin barışa sağlayabileceği katkıları derinlemesine tartıştı. Cumhuriyetin ön sözünün yazıldığı Mudanya'da, barışın nasıl tesis edileceği ve korunacağı konuları, farklı disiplinlerden gelen uzmanlarca masaya yatırıldı.

Tirilye Kültür Merkezi, tarihçileri, akademisyenleri, diplomatları, gazetecileri ve siyasetçileri bir araya getirerek, Mudanya Mütarekesi'nin diplomatik başarısından yola çıkarak günümüz çatışmalarının nedenlerini ve sonuçlarını ele aldı. Söyleşiler boyunca, küresel çatışmaların kentler ve toplumlar üzerindeki yıkıcı etkileri ile Türkiye'nin uluslararası arenada barışa sunabileceği yapıcı katkılar detaylı bir şekilde değerlendirildi.

Mütareke'nin Diplomatik Önemi ve Güncel Çatışmalar

Sempozyumun dikkat çeken oturumlarından biri olan “Yurtta Barış, Dünyada Barış” başlığını taşıyan bölümde, Prof. Dr. Süha Atatüre moderatörlüğünde eski Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın ile emekli Büyükelçi Onur Öymen konuşmacı olarak yer aldı. Karayalçın, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkelerinden olan “Yurtta Barış, Dünyada Barış”ın vazgeçilmezliğini vurgulayarak, laik, idari ve mali özerkliğe sahip yerel yönetimlerin barışın tesisindeki kilit rolünü işaret etti. Öymen ise Atatürk'ün barış vizyonuna dikkat çekerek, barışın sadece arzu edilmekle kalmayıp, toplumun tüm katmanları tarafından içselleştirilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye'nin 1922'den bu yana kesintisiz bir barış ortamında yaşamış nadir ülkelerden biri olma özelliğini koruduğunu hatırlattı.

Gazeteci Murat Yetkin'in yönettiği “Mudanya’dan Dünyaya: Barışın Geçmişi, Bugünü ve Geleceği” başlıklı oturumda ise Doç. Dr. Samuel J. Hirst, Doç. Dr. Hakan Güneş, Doç. Dr. Onur İşçi ve Prof. Dr. İlhan Uzgel, Mudanya Mütarekesi'ni ve güncel çatışmaları tarihsel, ekonomik ve siyasi perspektiflerden analiz etti. Bu oturumda, Mudanya'daki müzakere deneyiminin, günümüzün barış arayışları açısından taşıdığı kritik anlam üzerinde duruldu. Doç. Dr. Hakan Güneş, savaşları ekonomi politikası ekseninde değerlendirerek, dünyanın son on yılda eşi benzeri görülmemiş bir çatışma süreci yaşadığını dile getirdi. Doç. Dr. Samuel J. Hirst ise Mütareke sürecini Rus arşivlerindeki araştırmalarıyla açıklayarak, Mudanya'nın Türkiye'nin bağımsızlığını kazanmasında belirleyici bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin Barış Vizyonu ve Gelecek Stratejileri

İnönü Vakfı Başkan Yardımcısı Gülsün Bilgehan'ın moderatörlüğünde gerçekleşen “Bugünün Dünyasında Barış Arayışları” söyleşisinde Prof. Dr. Burak Gülboy ve Zagreb Belediyesi Meclis Üyesi Josko Klisovic, barışın korunması ve karşılıklı güvenin inşası konularını değerlendirdi. Prof. Dr. Gülboy, Kurtuluş Savaşı'nın sadece savaş meydanlarında kazanılan bir askeri zafer olmadığını, aynı zamanda müzakere masasında siyasi ve diplomatik bir başarıyla taçlandırıldığını vurguladı. Klisovic ise çatışmaların şiddete başvurulmadan çözülmesi ve kalıcı barış için güven ortamının oluşturulmasının hayati önem taşıdığının altını çizdi.

Gazeteci Sedat Ergin'in yönettiği “Geleceğin Dünyası ve Barışın Geleceği” başlıklı son oturuma ise Prof. Dr. Mustafa Aydın, Prof. Dr. Mitat Çelikpala ve Prof. Dr. Çağdaş Üngör katıldı. Bu oturumda, Çin, Rusya, ABD ve Avrupa ekseninde şekillenen uluslararası düzenin değişen dinamikleri ile Türkiye'nin bu yeni düzendeki konumu ele alındı. Türkiye'nin komşularıyla ekonomik bağlarını güçlendiren ve mevcut imkânlarıyla uyumlu hedefler izleyen bir dış politika stratejisi benimsemesinin gerekliliği üzerinde duruldu.

Sempozyumun kapanış konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. İlter Turan, Mudanya Mütarekesi ile elde edilen zaferin eşsiz bir başarı olduğunu ve bu zaferle gurur duyulması gerektiğini dile getirdi. Turan, Mudanya sayesinde Türk milletinin dünyaya eşitliğini kabul ettirdiğini ve bağımsızlığın vazgeçilmez bir hak olduğunu tüm dünyaya ilan ettiğini vurgulayarak,