Yapay zeka teknolojilerinin bilgiye erişim biçimini kökten değiştirdiği bu dönemde, üniversite eğitimi de kapsamlı bir dönüşüm sürecine girmiştir. Acıbadem Üniversitesi tarafından düzenlenen 'Eğitimde İyi Uygulamalar Sempozyumu-II' kapsamında, teknolojinin eleştirel düşünme ve gerçek öğrenmeyi destekleyici bir araç olarak kullanıldığı yeni model tartışıldı. 'Öğrenci Merkezli Öğrenme Yaklaşımları ve Yenilikçi Uygulamalar' temasıyla gerçekleştirilen iki günlük sempozyumda, akademisyenler ve eğitimciler birlikte; eğitimde ortaya çıkan yeni roller, aktif öğrenme yöntemleri, dijital ortamlar, ölçme-değerlendirme süreçleri ve disiplinlerarası eğitim gibi kritik başlıkları masaya yatırdı.

Eğitimde Üç Temel Dönüşüm

Eğitim sisteminin geleceğini şekillendiren bu dönüşüm üç ana eksen etrafında öne çıkmaktadır: Sorgulayan ve yapay zekayı üretim aracı olarak kullanan yeni nesil öğrenci; yalnızca bilgi aktarmak yerine rehberlik eden öğretim üyesi ve deneyim odaklı, öğrenci merkezli yeni eğitim anlayışı. Dijital araçlar sayesinde bilgiye hızla ulaşabilen günümüz öğrencisinin, elde ettiği bilgileri sorgulaması, doğrulaması ve bunları gerçek yaşam problemlerine uygulama becerisi ön plana çıkmıştır.

Bu bağlamda öğretim üyelerinin rolü de yeniden tanımlanmaktadır. Geleneksel anlamda bilginin tek yönlü aktarıcısı konumundan çıkarak, öğrencinin öğrenme sürecinde yol göstericisi haline gelen akademisyenler, artık öğrencinin doğru soruları sormasına, üretilen çıktıları değerlendirmesine ve iş birliği içinde çalışmasına öncülük etmektedir. Eğitim anlayışı da ezberci yapıdan uzaklaşarak, öğrencinin aktif katılımını, üretkenliğini ve analitik düşünmesini teşvik eden modellere evrilmiştir.

Prof. Dr. Levent Altıntaş'tan Kritik Değerlendirmeler

Sempozyumun ilk gününde 'Eğitimde Dönüşüm ve Yeni Roller' başlıklı sunumunu yapan Acıbadem Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Levent Altıntaş, teknolojik gelişmelerin ve yapay zekanın iş gücü piyasasını hızla dönüştürdüğünü vurguladı. Geleceğin çalışma hayatında teknik bilginin tek başına yeterli olmayacağını belirten Altıntaş; analitik ve yaratıcı düşünme, merak, liderlik, iletişim, dayanıklılık ve değişime uyum sağlama gibi insani ve bilişsel becerilerin hayati önem taşıdığını ifade etti. Altıntaş, "Geleceğin eğitiminde sadece daha fazla bilgi aktarmaya odaklanamayız. Öğrencilerimizin bilgiyi kullanabilen, yeni bilgi üretebilen, teknolojiyle birlikte çalışabilen ve değişen koşullara uyum sağlayabilen bireyler olarak yetişmesi gerekiyor" dedi.

Prof. Dr. Altıntaş'a göre üniversitelerin misyonu da bu değişimle birlikte genişlemiş olup, kurumların yalnızca mesleki bilgi kazandıran yerler olmaktan çıkıp, öğrencilerin gerçek problemlerle yüzleşmelerini, çözüm üretmelerini ve sorumluluk almalarını sağlamaları gerekmektedir. Sağlık eğitiminin bilim temelli müfredattan simülasyona ve yetkinlik temelli eğitime geçişini değerlendiren Altıntaş, sanal hastalar ve kişiselleştirilmiş öğrenme gibi uygulamaların eğitim ortamına dahil olduğunu belirtti. Asıl mesele yapay zekayı eğitime dahil etmek değil, onu öğrenmeyi destekleyecek şekilde kullanmaktır çünkü yapay zeka artık geleceğin teknolojisi değil, bugünün çalışma ortamının ayrılmaz bir parçasıdır.

Öğrenci Merkezli Eğitim ve İyi Uygulama Örnekleri

Sempozyumun ikinci önemli bölümünde 'Öğrenci Merkezli Öğrenme Ekosistemi: Aktif Yöntemler, İş Birliği ve Dijital Dönüşüm' oturumu düzenlendi. Bu oturumda Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Cem Sungur, öğrenciyi sürecin alıcısı olmaktan çıkarıp aktif bir özneye dönüştüren yöntemleri inceledi. Sungur, öğrenci merkezli eğitimin öğrencinin sınıfta daha fazla konuşmasıyla sınırlı olmadığını; öğrenme sürecinde sorumluluk almasını gerektirdiğini vurguladı. Simülasyon, akrandan öğrenme ve ekip çalışması gibi uygulamaların, özellikle sağlık alanında öğrencilerin bilgiyi anlamlandırmasında büyük katkısı olduğu belirtildi.

'İyi Uygulama Örnekleri ve Deneyim Paylaşımı' oturumlarına başkanlık eden Prof. Dr. Melike Ayşe Şahiner ise farklı disiplinlerden somut örnekleri paylaştı. Mesleklerarası takım çalışması, klinik beslenme danışmanlığı, yapay zeka destekli değerlendirme ve hızlı döngülü geri bildirim gibi uygulamalar ele alındı. Şahiner, iyi uygulamaların tek bir programda kalmasının önüne geçilerek deneyimlerin paylaşılmasıyla dönüşümün sürdürülebilir hale gelebileceğini ifade etti.

Prof. Dr. Levent Altıntaş ayrıca yapay zeka ile performans arasındaki farka dikkat çekti. Birleşik Krallık'ta 2026 yılında yapılan bir araştırmaya göre öğrencilerin yüzde 95'i yapay zekadan yararlanırken, yarısından azı öğretim üyelerinden destek alabiliyor. Öğretim üyelerinin yüzde 40'ı yapay zeka okuryazarlığında henüz yolun başında olduğunu belirtirken, mevcut ölçme-değerlendirme yöntemlerinin yetersiz kaldığını düşünen oran yüzde 54'e ulaşmıştır. Altıntaş, yapay zeka kullanarak doğru cevabı veren bir öğrencinin gerçekten öğrendiğini varsaymanın yanlış olacağını, bu ikisi arasındaki farkı ortaya koyacak yeni değerlendirme yöntemlerine ihtiyaç duyulduğunu savundu.