Üsküdar Üniversitesi Postkolonyal Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (PAMER) ile Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) tarafından organize edilen özel bir programla, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 10. yıl dönümü anıldı. Demokratik değerlerin muhafaza edilmesi, ulusal iradenin güçlendirilmesi ve toplumsal belleğin diri tutulması hedeflenen bu kapsamlı program çerçevesinde, "Darbelere Karşı Demokrasi ve İnsan Haklarının Korunmasında Anayasanın Önemi" başlıklı bir panel gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu'nda düzenlenen etkinliğe, alanında uzman isimler katılarak önemli değerlendirmelerde bulundu.

Program, 15 Temmuz olaylarını konu alan bilgilendirici bir tanıtım filmi gösterimiyle başlangıç yaptı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren Üsküdar Üniversitesi PAMER Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, darbe dönemlerinin yalnızca siyasi yapı üzerinde değil, aynı zamanda insan hakları ve genel toplumsal düzen üzerinde de derin ve kalıcı etkiler bıraktığını ifade etti. Dr. Ağca, anayasanın bir devletin temel organlarını ve vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan bir toplumsal sözleşme niteliği taşıdığını belirterek, Türkiye'nin 27 Mayıs 1960'tan 15 Temmuz 2016'ya kadar uzanan darbe geçmişini kronolojik bir perspektiften ele aldı ve bu müdahalelerin demokrasi ile hukuk düzeni üzerindeki olumsuz yansımalarını detaylandırdı.

Darbelerin Toplumsal ve Anayasal Etkileri

Dr. Fehmi Ağca, tüm darbelerin ortak bir özelliğe sahip olduğunu, bunun da milli iradeyi hedef almak ve halkın özgür seçimleriyle iş başına gelen meşru hükümetleri devirerek gayrimeşru bir düzen oluşturma çabası olduğunu vurguladı. Ağca, bu tür girişimlerin genellikle dış güçler tarafından desteklendiğini ve darbe yönetimlerinin ilk kararlarından bu durumun açıkça anlaşılabileceğini dile getirdi. Darbelerin, devletin temel nitelikleri, egemenlik, kanun önünde eşitlik, düşünce ve vicdan özgürlüğü, eğitim hakkı ve çalışma hakkı gibi birçok anayasal güvenceyi ihlal ettiğini belirten Dr. Ağca, darbecilerin toplumda yapay kutuplaşmalar yaratarak kendilerini "Atatürkçülük" maskesi altında meşrulaştırmaya çalıştığını, bu yöntemin FETÖ dahil tüm darbeciler tarafından kullanıldığını söyledi.

Panelde, Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca'nın moderatörlüğünde Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ile Emekli Hakim Kıdemli Albay ve ASDER Başkanı Namık Kemal Urhan da görüşlerini paylaştı.

Prof. Dr. Tarhan'dan Darbe Zihniyetine Karşı Uyarılar

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, konuşmasında darbelerin sadece askeri bir kalkışma olarak değil, aynı zamanda bir zihniyet sorunu olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Tarhan, "Darbelerin arkasında yatan darbe ideolojisi ortadan kaldırılmadıkça tehlike sona ermez" diyerek, darbeciliğin aslında zihinsel bir tasarım olduğunu, bir darbecinin eyleme geçmeden önce vicdanını susturup aklını esir aldığını ve tetiği çeken parmağın arkasında bu zihniyetin bulunduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Tarhan, 15 Temmuz'un toplumsal bellekte canlı tutulmasının hayati önemine işaret ederek, yaşananların unutulması halinde gelecekte benzer girişimlere zemin hazırlanabileceği uyarısında bulundu. Tarhan, 15 Temmuz'un sadece bir darbe girişimi olmadığını, aynı zamanda milletin büyük bir demokrasi imtihanı olduğunu vurgulayarak, "Toplumların tarihini sadece kazandıkları zaferler değil, verdikleri büyük imtihanlar da yazar. 15 Temmuz da milletimiz için tarihi bir imtihandı. O gece halka rağmen hiçbir gücün vesayet kuramayacağına dair güçlü bir milli irade ortaya konuldu" şeklinde konuştu. Darbe girişiminin TSK içindeki birkaç kişinin değil, küresel istihbarat servislerinin desteğiyle "Atlantik ötesi bir operasyon" olduğunu savunan Tarhan, darbelerin Türkiye'nin kalkınmasını da geciktirdiğini, Güney Kore örneğiyle bu durumun ekonomik sonuçlarını açıkladı.

Amaçlarının intikam arayışı olmadığını, ancak geçmişten ders çıkararak gelecek nesillerin zihninde darbe zihniyetine karşı güçlü bir "demokratik antikor" oluşturmak olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, darbelerin sadece güvenlik tedbirleriyle önlenemeyeceğini, darbe üreten zihniyetin ortadan kaldırılması gerektiğini belirtti. 15 Temmuz sonrasında yapılan yapısal düzenlemelerin darbe ihtimalini azalttığını ancak toplumsal hafızanın ve demokrasinin kurumsallaşmasının önemini koruduğunu ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, devletin hiçbir kurumunda darbe yapabilecek imkan ve kabiliyetin verilmemesi gerektiğini, örgütlenmenin asıl tehlike olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Tarhan, konuşmasının bir bölümünde 28 Şubat sürecine değinerek, o dönemde uygulanan "kontrollü gerilim stratejisinin" FETÖ'nün tabanını genişlettiğini öne sürdü. "28 Şubat'ın 15 Temmuz'a adeta gebelik yaptığını asla unutmamalıyız" diyen Tarhan, dindar kesimin tehdit olarak gösterilmesi ve dışlanmasının FETÖ gibi yapıların samimi insanları kendi emelleri için kullanmasına yol açtığını belirtti. Devletin bağışıklık sisteminin güçlü olması gerektiğini, bunun için güvenlik kurumlarının güçlendirilmesi ve toplumsal birliğin korunması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, kutuplaştırıcı değil birleştirici politikaların önemini vurguladı. Ayrıca Harp Okulu müfredatına demokrasi derslerinin eklenmesi gerektiğini, ancak bunun halen gerçekleşmediğini üzülerek dile getirdi.

ASDER Başkanı Namık Kemal Urhan ise FETÖ'nün yıllarca "hizmet cemaati" görünümü altında faaliyet gösterirken, arka planda eğitimden bürokrasiye uzanan sistematik bir yapılanma kurduğunu ifade etti.