Kaspersky tarafından gerçekleştirilen son küresel araştırma, internet kullanım alışkanlıklarımızdaki köklü değişimi gözler önüne serdi. Araştırmaya göre, kullanıcıların yüzde 58'i internete erişim için ana cihaz olarak akıllı telefonlarını tercih ettiğini belirtirken, geleneksel bilgisayarların kullanımı ikinci plana düşmüş durumda. Ancak bu mobil cihazlarda depolanan verilerin hacmi ve hassasiyeti her geçen gün artarken, siber güvenlik uzmanları, kullanıcıların güvenlik önlemlerinin bu hızlı değişime ayak uyduramadığı konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor. Özellikle Z Kuşağı, yani 18-28 yaş aralığındaki katılımcıların yüzde 67'si, internete bağlantı kurmak için temel cihaz olarak cep telefonlarını kullandığını ifade ediyor. Mobil cihazların internet erişiminde bilgisayarların yerini almasıyla birlikte, bu cihazlarda barındırılan kritik bilgi miktarı da önemli ölçüde yükseldi.

Akıllı telefonlarda depolanan verilerin çeşitliliği ve hassasiyeti dikkat çekici boyutlara ulaştı. Kullanıcıların yüzde 63'ü kişisel fotoğraf ve videolarını telefonlarında saklıyor, bu da görsel anıların dijital hafızadaki yerini gösteriyor. Bunu takiben, iletişim bilgileri yüzde 49, mesajlaşma ve sohbet geçmişi yüzde 37 oranında mobil cihazlarda tutuluyor. En hassas verilerden olan kimlik ve pasaport gibi önemli kişisel belgeler ise kullanıcıların yüzde 34'ü tarafından telefonlarında barındırılıyor. Bunun yanı sıra, kişisel ve profesyonel yaşam arasındaki sınırlar giderek belirsizleşiyor; zira kullanıcıların önemli bir kısmı iş odaklı verilerini de akıllı telefonlarında tutuyor. Bu veriler arasında yüzde 27 oranında iş e-postaları, yüzde 20 oranında takvim bilgileri ve yüzde 13 oranında kurumsal sistemlere erişim yetkileri yer alıyor. Cihazların yüzde 40'ında finansal bilgiler ve giriş detayları bulunurken, yapay zeka sohbet geçmişleri yüzde 27 ve oyun hesapları yüzde 30 gibi yeni nesil veri türleri, kişisel cihazlarda saklanan bilgilerin kapsamının ne denli genişlediğini açıkça gözler önüne seriyor.

Kaspersky Siber Güvenlik Uzmanı Anton Kivva, bu duruma ilişkin yaptığı değerlendirmede,