Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 27. yıldönümü vesilesiyle önemli açıklamalarda bulundu. Dr. Uçan, afet yönetiminde erken uyarı sistemlerinin vazgeçilmezliğini ve bireysel hazırlıkların depremin yıkıcı etkilerini en aza indirmedeki hayati rolünü bir kez daha gündeme taşıdı. Özellikle depremden önce kazanılacak kısa sürelerin bile doğru kullanıldığında hayat kurtarıcı olabileceğine dikkat çekildi.

Deprem Erken Uyarı Sistemlerinin Önemi

Dr. Uçan, dünya genelinde Japonya, Meksika, Çin, ABD (Batı Yakası), Tayvan, Güney Kore ve Türkiye gibi yüksek deprem riski taşıyan ülkelerde ulusal veya bölgesel erken uyarı sistemlerinin aktif olarak kullanıldığını belirtti. Marmara bölgesinde EDİS firması tarafından fay hatlarına yakın stratejik noktalara yerleştirilen hassas cihazların, depremin ilk öncü P dalgasını algılayarak, konumuna bağlı olarak 5 saniye ile 60 saniye arasında önceden depremi tespit edebildiğini ifade etti. Bu sistemler sayesinde depremin büyüklüğü ve başlangıç noktası gibi kritik bilgiler, hizmet verilen firmalara iletilmekte ve bu firmalar da yapay zeka uygulamalarıyla bu verileri işleyerek olası zararı minimize etme fırsatı bulmaktadır.

Dr. Uçan, Türkiye genelinde fay hattı bölgelerine daha fazla deprem uyarı cihazı yerleştirilmesinin, 5 ila 60 saniyelik bir önceden bilgilendirme süresi sağlayacağını vurguladı. Bu kısa zaman diliminde elektrik kesme, doğalgaz sistemlerini kapatma gibi hayati önlemlerin alınabileceğini, fabrikalarda ise yapay zeka ve otomasyon sistemleri aracılığıyla yüzlerce güvenlik hareketinin aktive edilebileceğini dile getirdi. Böylece, deprem sonrasında ortaya çıkabilecek can kayıplarının yanı sıra ekonomik ve çevresel zararların da önemli ölçüde azaltılabileceğinin altını çizdi.

Kentsel Planlama ve Bireysel Hazırlıklar

Deprem gerçeğine rağmen Türkiye'de yüksek katlı yapılaşmanın hız kesmeden devam etmesini eleştiren Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, 1999 ve 2023 depremlerinin üzerinden geçen yıllara rağmen bu yanlış yapılanmanın sürdürüldüğüne dikkat çekti. Almanya örneğini vererek, deprem bölgesi olmamasına rağmen yapıların genellikle 3 katlı olduğunu ve bu sistemin bozulmadığını belirtti. Türkiye'de ise bazı yüksek katlı binaların acil deprem toplanma bölgelerine inşa edildiğini ifade eden Uçan, acilen dikey yapılaşmadan vazgeçilmesi ve mevcut deprem toplanma alanlarının korunması gerektiğini savundu.

Bireylerin ve ailelerin de depreme hazırlık konusunda kendi acil durum planlarını oluşturmalarının zorunluluğuna değinen Dr. Uçan, aile üyelerinin deprem sonrası nerede buluşacakları, şehir dışı ortak iletişim telefonlarının belirlenmesi gibi hazırlıkların şimdiden tamamlanması gerektiğini söyledi. Özellikle ilk 72 saatte yardım ekiplerinin ulaşmasının mümkün olmayabileceği ihtimaline karşı, temel ihtiyaçları karşılayabilecek bir afet ve acil durum çantasının kolayca erişilebilir bir yerde hazır bulundurulmasının önemi üzerinde durdu.

Afet Çantasında Neler Olmalı?

Afet çantasının sadece deprem için değil, su baskını ve yangın gibi diğer afetler için de düşünülmesi gerektiğini belirten Dr. Uçan, çantanın taşınabilir, mümkünse su geçirmez ve omuzda veya sırtta rahatça taşınabilecek nitelikte olması gerektiğini ifade etti. Çantanın kişisel ve ailevi ihtiyaçlara göre hazırlanması gerektiğini vurgulayan Uçan, bulunması gereken temel malzemeleri şöyle sıraladı:

  • El feneri, radyo ve yedek piller
  • Çok amaçlı katlanır çatal-kaşık seti, plastik düdük
  • İş eldiveni, yağmurluk, korunma örtüsü, maske
  • Yeterli miktarda su, kuru gıda (kuruyemiş, çikolata, pestil gibi), konserve yiyecek
  • Polar battaniye, ikaz yeleği
  • İlk yardım malzemeleri (sargı bezi, anında soğuk kompres)
  • Yedek anahtar (ev, işyeri, araç), termos veya matara
  • Bir miktar nakit para

Önemli belgelerin fotokopilerinin (kimlik, ehliyet, pasaport, araç ruhsatı, tapu, sigorta poliçeleri) çantada yer alması ve dijital kopyalarının güvenli bir bulut ortamında saklanması da tavsiye edildi. Ayrıca, aile bireylerinin güncel fotoğrafları, düzenli kullanılan ilaçların listesi ve önemli tıbbi bilgiler ile yerel bir harita ve toplanma noktasını gösteren bir görselin çantada bulunması gerektiği belirtildi.

Dr. Uçan, çanta içindeki malzemelerin son kullanma tarihlerinin düzenli olarak kontrol edilmesi ve kullanacak kişilerin (bebek, çocuk, yaşlı, engelli, hamile, hasta, evcil hayvan gibi) özelliklerine göre belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Hijyen malzemelerinin (sabun, dezenfektan, diş fırçası ve macunu, ıslak mendil, tuvalet kâğıdı, hijyenik ped) de çantaya eklenmesi gerektiğini ekledi. Afet çantasının evde sığınma alanı olarak düşünülen yerde bulundurulması, ayrıca iş yerleri ve okullarda da benzer hazırlıkların yapılması gerektiği bildirildi.