İzmir Büyükşehir Belediyesi, şehrin doğal afetlere karşı gösterdiği direnci yükseltmek maksadıyla Konak ve Bayraklı ilçelerinde yoğunlaşan mikrobölgeleme araştırmalarını aralıksız sürdürüyor. Bu kapsamlı çalışma kapsamında, özellikle depremlerin yaratabileceği hasarları minimize etmek ve güvenli yerleşim bölgelerini haritalamak için ileri teknoloji yöntemler kullanılıyor. Şu ana kadar Bornova’da 7 bin hektar, Karşıyaka’da ise 2 bin hektarlık alanlarda tamamlanan saha incelemeleri, şimdi Konak ve Bayraklı’daki kritik noktalara odaklanmış durumda.
Konak’ta Sondajlar ve Jeolojik Analizler
Konak ilçesindeki saha çalışmaları, yaklaşık bir ay önce başlatılan sondaj faaliyetleriyle hız kazanmış durumda. Göztepe Stadı çevresinden başlayıp Konak İskelesi’ne kadar uzanan alanda gerçekleştirilen bu operasyonda, İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı ekipleri ile Egeşehir uzmanlarından oluşan heyetler aktif rol alıyor. Henüz tamamlanan 40 adet sondajdan elde edilen numuneler ve jeofizik ölçümler titizlikle analiz ediliyor. Bu veriler ışığında zeminin yapısı, deprem anındaki davranış biçimi ve olası risk senaryoları belirlenmeye çalışılıyor.
Göreve ilişkin bilgi veren İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi jeoloji mühendisi Kıvanç Sözen, projenin aşamalarını şu şekilde detaylandırdı: "Önce Bornova’da başladığımız çalışmaları Karşıyaka’da sürdürdük. Şu anda ise Konak ve Bayraklı’da devam ediyoruz. Göztepe’den Konak İskelesi’ne kadar olan alanda yaptığımız sondajların derinliği genellikle 20 ile 50 metre arasında değişiyor. Ancak bazı stratejik noktalarda bu derinliğin 450 metreye kadar çıkartılmasını planlıyoruz." Sözen, derinlerdeki anakayanın tespit edilmesinin, sismik hareketlerin zemine etkisini anlamak açısından hayati önem taşıdığını vurguladı.
İleri Tekniklerle Zemin Davranışı Belirleniyor
Araştırma sürecinde sadece sondajlara değil, çok çeşitli jeofizik yöntemlere de başvuruluyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi’nde görev yapan jeofizik mühendisi Cem Taşkıran, Kadifekale bölgesinde yürütülen incelemelerde sismik ölçümlerin temel araç olduğunu belirtti. Taşkıran, yer altına gönderilen titreşimlerin farklı tabakalardan geçiş sürelerinin ölçülmesiyle zemin özelliklerinin ortaya konduğunu ifade etti. Mikrotremor, elektrik özdirenç (ERT) ve mikrogravite gibi ek yöntemlerin de kullanıldığı bu analizlerde, sıvılaşma, heyelan ve kaya düşmesi gibi tehlikelerin potansiyeli de değerlendiriliyor.
Egeşehir Laboratuvar Müdürlüğü’nden jeoloji mühendisi Kıvanç Maden ise yapılan tüm çalışmaların nihai hedefinin kent halkının can ve mal güvenliğini temin etmek olduğunu kaydetti. Elde edilecek verilerin, İzmir’in zemin özelliklerini detaylıca ortaya çıkararak gelecekteki kentsel planlamaya bilimsel bir zemin hazırlayacağını belirten Maden, bu haritaların güvenli yerleşim alanlarının oluşturulmasında yol gösterici olacağını söyledi. Tüm bu bilgiler, mühendislik jeolojisi ve yerleşime uygunluk haritalarının oluşturulması için temel veri seti olarak kullanılacak.