İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin "İzmir'de zeybek bilmeyen kalmasın" sloganıyla başlattığı kültürel seferberlik, kısa sürede büyük bir ilgiyle karşılanarak yaklaşık bir yıl içerisinde 500 kişilik dev bir Halk Dansları Topluluğu'na dönüştü. Geçtiğimiz yıl kasım ayında hayata geçirilen bu önemli proje sayesinde, İzmir'in dört bir yanından, farklı yaş gruplarına ve çeşitli meslek dallarına mensup yüzlerce vatandaş, ücretsiz sunulan kurslar aracılığıyla başta zeybek olmak üzere Türk halk oyunlarını öğrenme fırsatı buluyor. Bu girişim, sadece dans öğretmekle kalmayıp, aynı zamanda kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması konusunda önemli bir rol üstleniyor.

Kültürel Mirası Yaşatma Misyonu ve Büyüyen Aile

İzmir Büyükşehir Belediyesi Halk Dansları Topluluğu, "yediden yetmiş yediye herkese açık" prensibiyle yola çıkarak, kısa sürede kentte geniş yankı uyandırdı. Topluluğun üyeleri arasında İzmir Büyükşehir Belediyesi çalışanları da yer alıyor. Kurulduğu günden bu yana birçok önemli etkinlikte sahne alarak izleyicilerden tam not alan ekip, provalarını da büyük bir özveriyle sürdürüyor. Topluluk, daha önce "Uyan Memet" projesiyle Çanakkale Zaferi'ni sahneleyerek anlamlı bir performans sergilemişti. Yeni dönemde açılacak ücretsiz kurslarla birlikte, zeybek ve Türk halk oyunlarının yanı sıra farklı ülkelerin halk dansları da profesyonel eğitmenler eşliğinde öğretilmeye başlanacak.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür Sanat Koordinatörü Ahmet Diker, topluluğun kuruluş sürecini ve hedeflerini değerlendirirken, "İzmir Büyükşehir Belediyesi Halk Dansları Topluluğu olarak yakın zamanda güzel ve anlamlı bir yolculuğa çıktık. 'İzmir’de zeybek bilmeyen kalmasın' çağrısıyla çıktığımız bu yolda, İzmir’de 7’den 77’ye her yaştan vatandaşımızdan büyük ilgi ve destek gördük. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın desteğiyle bu gücümüzü daha da büyütüyoruz. Bugün 500 arkadaşımızla başta zeybek olmak üzere Anadolu’yu adım adım dolaşıyor; Türk halk oyunlarının farklı yörelerine ait en güzel oyunları büyük bir coşkuyla sahneliyoruz. Amacımız, kültürümüzü ve halk oyunlarımızı daha geniş kitlelere ulaştırmak, bu eşsiz mirası gelecek kuşaklara aktarmak" ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, projenin sadece bir dans kursu olmanın ötesinde, derin bir kültürel misyon taşıdığını gözler önüne seriyor.

Katılımcılardan İlham Veren Hikayeler

Topluluğa katılan vatandaşlar, bu projenin kendilerine kattıklarını ve yaşadıkları deneyimleri paylaştı. Emekli kimyager Ali Erhan, zeybek öğrenmenin uzun süredir içinde bir ukde olduğunu belirterek, "Oğlumla zeybek oynamak için kurslara gitmek istedim ama gidemedik. Bir tanıdığım vasıtasıyla bu kursu öğrendim. Yaklaşık 6 aydır burada zeybek öğreniyorum. Diğer oğlum yakında evlenecek ve onun düğününde zeybek oynayacak seviyeye geldim. Başkanımız provalarda bizi iki kez ziyaret etti. Bu ziyaretler, sanata ve kültüre verdiği önemi gösteriyor. Kursta çok mutluyuz, İzmir’de zeybek oynamayan kalmasın" sözleriyle duygularını ifade etti. Erhan'ın hikayesi, projenin kişisel hayalleri gerçekleştirme potansiyelini de ortaya koyuyor.

Restorasyon bölümü mezunu Meltem Ünal ise topluluğa katılma sürecini ve sosyal faydalarını anlattı: "Kasım ayında internet üzerinden kursa başvurdum ve zeybekle tanışabildim. Her yaştan insanın bu kurslara katılabilmesi çok güzel. Özellikle belli bir yaştan sonra insanların evden çıkıp dans edebilmesi, zeybeği öğrenebilmesi sağlık ve mutluluk açısından çok önemli. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ediyorum. Burada sosyal bir ortam var. Aile gibi olduk. Birbirimize her konuda destek oluyoruz. Topluluk olarak sahneye de çıktık. Çok güzel organizasyonlar yaptık." Ünal'ın ifadeleri, topluluğun sadece bir eğitim alanı değil, aynı zamanda güçlü sosyal bağlar kurulan bir platform olduğunu gösteriyor.

Gündüzleri mimarlık yapan Neşem Uysal, kasım ayında başladığı kurslarla çocukluk anılarını tazelediğini belirtti. Uysal, "İlkokuldayken bir dönem halk oyunu çalışmaları yapmıştık. Yıllar sonra bu anılarımı hatırlamış oldum. Bu ekipte olmaktan çok mutluyum. Çok farklı ortamlardan insanlarla birlikte çalışıyoruz. Farklı çalışma alanlarından insanlar tanımak benim için faydalı oluyor. Bu bana çok katkı sağladı" diyerek, projenin kişisel gelişimine ve sosyal çevresine katkılarını vurguladı.

Bir sivil toplum kuruluşunda görev aldıktan sonra emekli olan Gökhan Günpay ise emeklilik sonrası vaktini değerlendirme arayışındayken ilanı gördüğünü ve Aydınlı olması nedeniyle içinde zeybek oynama coşkusu bulunduğunu ifade etti. Günpay, "Üniversite zamanlarımda halk oyunu oynamıştım ama iş hayatıyla birlikte ara vermiştim. Aynı zamanda Aydınlı olduğum için içimde zeybek oynama coşkusu da vardı. Kursa başladım ve kendimizi geliştirdik. Şu anda etkinliklerde sahne alıyoruz" dedi. Bu, köklerine bağlılığın ve kültürel aidiyetin bir yansıması olarak öne çıkıyor.

Topluluğun en genç üyelerinden 18 yaşındaki Sudenaz Kavrayıcı da ablasının tavsiyesiyle başladığı kursların çok eğlenceli geçtiğini ve farklı yaş gruplarından insanlarla sohbet etmenin kendisine keyif verdiğini söyledi. Kavrayıcı'nın yorumları, projenin gençler arasında da popülerliğini ve nesiller arası iletişimi sağladığını gösteriyor.