Kars ve çevresinde uzun yıllardır arıcılık faaliyetlerini sürdüren deneyimli arıcı Ali Yağışan, bölgenin simgesi haline gelen Kafkas arısı popülasyonunda son dönemde yaşanan düşüşün endişe verici boyutlara ulaştığını ifade etti. Özellikle 2022 yılından itibaren arı kolonilerinde gözle görülür bir azalma meydana geldiğini belirten Yağışan, hastalıkların ve akar kaynaklı sorunların artış gösterdiğini vurguladı. Bu durumun Kafkas arısının geleceğini ciddi şekilde tehdit ettiğini dile getiren Yağışan, yalnızca bal üretimi açısından değil, doğanın genel dengesi için de büyük bir risk taşıdığını ifade etti.
Çeyrek asrı aşkın süredir Kars ve Iğdır başta olmak üzere bölgedeki arı kolonilerini yakından takip eden Ali Yağışan'ın gözlemleri, yaşanan değişimin sadece arıcılık sektörünü değil, tüm ekosistemi etkileyebilecek potansiyel bir tehlikeye işaret ediyor. Yağışan, arıların doğadaki kritik rolünün altını çizerek, bu azalışın uzun vadede çok daha büyük sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarılarda bulundu.
2022 Sonrası Artan Tehditler ve Akar Sorunu
Ali Yağışan'ın aktardığı bilgilere göre, 2022 yılından sonra Kafkas arılarında görülen sorunlar belirgin bir artış gösterdi. Koloni sayılarında düşüş yaşanırken, özellikle akar kaynaklı problemlerin yaygınlaştığı gözlemlendi. Yağışan, Kafkas arısının bölgenin doğal yapısı için taşıdığı hayati önemi vurgulayarak, son zamanlarda ortaya çıkan akarların arı kolonilerinin sağlığını ve devamlılığını tehdit ettiğini belirtti. Geçmişte bazı akarların arıların üzerinde çıplak gözle görülebildiğini ancak güncel sorunlara yol açan akarların farklı bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Yağışan, özellikle arı larvalarında görülen akarların tespitinin zorluğuna dikkat çekti.
“Bir petek gözünde 10-16 arasında akar görülebiliyor. Bunlar arıların gelecek nesillerini tehdit ediyor.”
Yağışan, bu sorunun bölgesel bir nitelik taşımadığını, Tropy akarının Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, İran ve Türkiye gibi geniş bir coğrafyada benzer sorunlara yol açtığını ve bu durumun Türkiye'yi de derinden etkilediğini sözlerine ekledi. Larvalardaki akarların, arıların üreme ve gelişim döngüsünü bozarak kolonilerin zayıflamasına ve zamanla yok olmasına neden olabileceği belirtiliyor.
Arıların Ekosistemdeki Vazgeçilmez Rolü
Kafkas arısındaki azalmanın arıcılar için önemli ekonomik kayıplara yol açabileceğini dile getiren Yağışan, asıl ve daha büyük tehlikenin ise arıların doğadaki temel görevlerinin zayıflaması olduğunu vurguladı. Arıların sadece bal üretimi yapan canlılar olmadığını, çiçeklerin ve bitkilerin yaşam döngüsünde polen taşıyarak hayati bir rol üstlendiğini ifade etti. Bitkisel çeşitliliğin ve buna bağlı olarak diğer canlıların yaşamının arılara bağlı olduğunu belirten Yağışan,
“Arılar ile çiçeklerin arasına asla girilmez. Tabiatta ne varsa onu arılar bize getirir.”
diyerek, arıların doğayla kurduğu doğal ilişkinin korunması gerektiğini vurguladı. Arı popülasyonundaki düşüş, tarım ürünlerinin verimliliğini de olumsuz etkileyebilecek potansiyele sahip olup, gıda güvenliği açısından da endişe verici bir tablo çiziyor.
Yaşanan sorunların ardından Ardahan, Artvin ve Rize'deki tarım birimleriyle birlikte çeşitli saha çalışmaları ve taramalar gerçekleştirildiği bilgisi verildi. Ali Yağışan, 2026 yılı itibarıyla bu çalışmaların daha somut veriler sunmaya başlayacağını ancak arıcıların hala etkili mücadele yöntemleri konusunda çaresiz kaldığını belirtti. Yağışan, Kafkas arısının korunması için bilimsel araştırmaların hızlandırılması, sorunun temel nedeninin kesin olarak belirlenmesi ve akarlarla mücadelede etkili çözümlerin geliştirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Arıların ekosistemin kilit unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Yağışan, kolonilerin ciddi şekilde azalması durumunda bitki örtüsünün, hayvanların ve diğer canlıların yaşamının olumsuz etkileneceğini, bu tehlikenin bölgesel sınırları aşan küresel bir çevre ve ekosistem meselesi olduğunu sözlerine ekledi.