10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü vesilesiyle bir açıklama yapan Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Belli, toplumda ruh sağlığı sorunları yaşayan bireylerin maruz kaldığı damgalanma ve ayrımcılık durumuna dikkat çekti. Belli, bu olgunun sadece sosyal yaşamı değil, bireylerin tedavi süreçlerini de doğrudan etkilediğini vurgulayarak, ruh sağlığı okuryazarlığının artırılması ve kapsayıcı sosyal politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
Damgalanma Tedavi Sürecini Nasıl Etkiliyor?
Ruhsal hastalığı bulunan bireylerin, kendilerindeki tıbbi sorunlardan ziyade, toplumun önyargılarıyla daha büyük mücadeleler vermek durumunda olduklarını ifade eden Prof. Dr. Belli, damgalanma deneyiminin hastalığın getirdiği yükten daha yorucu olabildiğini kaydetti. Bu durumun özellikle istihdam piyasasında ve sosyal ilişkiler ağında belirginleştiğini söyleyen uzman, bireylerin iş bulma aşamasında ciddi engellerle karşılaşabildiğini, işe girdikten sonra da çalışma ortamlarında ayrımcılıkla yüzleşebildiğini belirtti. Ayrıca, çevre tarafından dışlanma ve yalnızlaştırılma durumlarının sıkça rastlanan sorunlar arasında yer aldığını dile getirdi.
Sadece sosyal çevrenin değil, sağlık profesyonellerinin de zaman zaman damgalayıcı tutumlar sergileyebildiğine dikkat çeken Belli, bu tür yaklaşımların hastaların yardım arama motivasyonunu zayıflattığını anlattı. Toplumdan veya sağlık sisteminden yargılanma korkusu yaşayan kişilerin profesyonel destek almaktan kaçınabildiğini belirten Profesör Belli, bu kaçınılma davranışının ruh sağlığı sorunlarının erken teşhisini ve etkili tedavisini olumsuz yönde etkilediğini ifade etti. Bireylerin, ayrımcılıktan uzak ve güvenli bir ortamda sağlık hizmetlerine erişebilmesinin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.
Çözüm Yolları: Okuryazarlık ve Politikalar
Damgalamayla mücadele için çok boyutlu ve bütüncül bir stratejiye ihtiyaç duyulduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Belli, toplumsal önyargıların kırılmasında ruh sağlığı okuryazarlığının rolüne değindi. Doğru ve bilimsel temelli bilgilendirmelerin yaygınlaştırılmasının, yanlış inançların yerini alabileceğini söyleyen Belli, sosyal medya platformlarında yürütülecek farkındalık kampanyalarının bu konuda etkili olabileceğini belirtti. Sağlık çalışanlarına yönelik hizmet içi eğitimlerin yaygınlaştırılması, iş yerlerinde destekleyici programların oluşturulması ve medyanın ayrımcı dilden uzak durması gibi adımların atılması gerektiğini vurguladı.
Ulusal düzeyde uygulanabilir ve etkili ruh sağlığı politikalarına ihtiyaç olduğuna işaret eden Belli, toplum ruh sağlığı merkezlerinin sayısının artırılmasının ve istihdam desteği programlarının geliştirilmesinin önemli adımlar olduğunu söyledi. Sosyal izolasyon riskinin azaltılması ve bağımsız yaşam koşullarının desteklenmesi amacıyla barınma ihtiyaçlarına yönelik çözümlerin de üretilmesi gerektiğini ifade etti. Tüm toplum kesimlerinin bu süreçte sorumluluk alması gerektiğini belirten Prof. Dr. Belli, kapsayıcı istihdam uygulamaları ve erişilebilir hizmetlerin birlikte ele alınmasıyla hem bireysel iyilik halinin hem de toplumsal dayanışmanın güçlendirilebileceğini son sözünde belirtti.