Boğazda hissedilen şişlik ve ağrı şikayetleri, çoğu zaman basit bir enfeksiyon zannedilerek önemsenmeyebilir; ancak bu belirtiler tek taraflı olarak ortaya çıkıyor ve uzun süre devam ediyorsa, bademcik kanseri olasılığının göz ardı edilmemesi gerektiği belirtiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Bayır, bademcik dokusundaki hücrelerin kontrol dışı çoğalmasıyla meydana gelen bu tümör türünün tedavisinde erken teşhisin kritik bir rol oynadığını ifade ederek, özellikle belirli uyarı işaretlerine karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Uzman isim, tümörlerin her zaman kanserli olmadığını ancak erişkinlerde iki ila üç haftayı aşan tek taraflı boğaz ağrısı, geçmeyen boyun şişliği, yutma güçlüğü veya kulağa yansıyan ağrı gibi semptomların mutlaka ciddiye alınması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Bayır'a göre, bu belirtilerin uzun sürmesi halinde “nasıl olsa enfeksiyondur” düşüncesiyle beklemek yerine, erken dönemde bir uzmana başvurmak, daha sınırlı tedavi yöntemleriyle daha başarılı sonuçlar elde edilmesini ve hastanın yaşam kalitesinin korunmasını sağlayabilir.
Bademcik Kanseri Belirtileri ve Risk Faktörleri
Bademcik kanseri, genellikle orta ve ileri yaş grubundaki bireylerde gözlemlenen, dil köküyle birlikte boğaz kanserlerinin en sık görüldüğü bölgelerden biridir. Prof. Dr. Ömer Bayır, erkeklerde bademcik kanseri görülme ihtimalinin kadınlara kıyasla yaklaşık 4 kat daha yüksek olduğunu ifade etti. Bu önemli sağlık sorunu için dikkate alınması gereken başlıca belirtiler ve risk faktörleri bulunmaktadır. Başlangıçta hiçbir semptoma yol açmayabileceği gibi, bazen de yaygın boğaz enfeksiyonlarına benzer şikayetlerle kendini gösterebilir.
- Geçmeyen Ağrısız Şişlik: Genellikle boynun tek tarafında ortaya çıkan ve uzun süre geçmeyen ağrısız bir şişlik, kanserin boyun lenf bezlerine yayılmış olabileceğine işaret edebilir.
- Tek Taraflı ve Kalıcı Boğaz Ağrısı: Sürekli devam eden, tek bir bademciği etkileyen ağrı.
- Yutma Güçlüğü veya Takılma Hissi: Yutkunurken yaşanan ağrı veya boğazda bir şey takılmış gibi hissedilmesi.
- Bademciklerde Büyüklük Farkı: İki bademcik arasında gözle görülür derecede belirgin bir asimetri veya büyüklük farkı.
- İyileşmeyen Yara: Ağız içinde veya bademcik üzerinde uzun süre iyileşmeyen bir yaranın varlığı.
- Tek Taraflı Kulak Ağrısı: Kulak muayenesi normal olmasına rağmen tek taraflı olarak hissedilen kulak ağrısı (yansıyan ağrı).
- Ses Değişikliği: Ses tonunda veya kalitesinde meydana gelen kalıcı değişiklikler.
- Kanlı Tükürük: Tükürükte kan görülmesi.
- Açıklanamayan Kilo Kaybı: Diyet veya yaşam tarzı değişikliği olmaksızın meydana gelen belirgin kilo kaybı.
Prof. Dr. Bayır, bu belirtilerin iki-üç haftayı aşması durumunda “nasıl olsa enfeksiyondur” düşüncesiyle zaman kaybedilmemesi, aksine ayrıntılı bir Kulak Burun Boğaz muayenesi ile nedeninin belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, erişkin bir kişide büyüyen veya enfeksiyon bulgusu olmadan devam eden bir boyun kitlesi durumunda iki hafta beklenmeden tıbbi değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekti. Nefes darlığı, ciddi yutma güçlüğü veya kanama gibi durumlar söz konusu olduğunda ise acil tıbbi yardım alınması gerektiğini belirtti.
Bademcik kanserinin başlıca gelişim yolları arasında uzun süreli tütün ürünleri kullanımı ve yoğun alkol tüketimi yer almaktadır. Bu iki alışkanlığın bir arada bulunması, riski daha da artırmaktadır. Son yıllarda ise Human Papilloma Virüs (HPV) enfeksiyonu ile ilişkili vakaların sayısında önemli bir artış gözlemlenmektedir. Prof. Dr. Bayır, özellikle HPV-16 tipinin bu tümörlerle güçlü bir bağlantısı olduğunu ve ABD gibi ülkelerde orofarenks kanserlerinin yüzde 60 ila 70'inin HPV'ye bağlı olduğunun bildirildiğini, ancak bu oranların ülkeler arasında farklılık gösterdiğini ifade etti. HPV enfeksiyonlarının büyük bir kısmı bağışıklık sistemi tarafından temizlenebilse de, yüksek riskli enfeksiyonların yıllarca kalıcı olması, hücrelerde kontrolsüz çoğalma ve zamanla kanserleşmeye yol açabilmektedir.
Erken Tanının Önemi ve Tedavi Seçenekleri
Bademcik kanseri tedavisinde erken tanının hayati bir öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Ömer Bayır, erken teşhisin tümörün daha küçükken ve çevre dokulara ya da uzak organlara yayılmadan tedavi edilmesini mümkün kıldığını ifade etti. Erken evrede yapılan müdahalelerde genellikle cerrahi operasyon veya radyoterapi tek başına yeterli olabilmektedir. Uygun görülen hastalarda, tümör ağız içinden uygulanan transoral lazer veya robotik cerrahi teknikleriyle, dışarıdan büyük bir kesi yapılmaksızın çıkarılabilmektedir. Gerekli durumlarda, boyundaki lenf bezleri de temizlenir. Patolojik incelemeler sonucunda riskli özellikler saptanırsa, ameliyatın ardından radyoterapi veya kemoradyoterapi gibi ek tedaviler uygulanabilir.
Hastalığın daha ileri evrelerinde ise kemoterapi ve radyoterapi birlikte kullanılırken, hastalığın tekrarlaması veya vücudun diğer bölgelerine yayılması durumunda immünoterapi ve diğer sistemik tedavilerden faydalanılabilmektedir. Özellikle erken evrede yakalanan ve HPV ile ilişkili bademcik kanseri vakalarında oldukça başarılı tedavi sonuçları elde edilebildiği vurgulanmaktadır.
Prof. Dr. Bayır, erkeklerde bademcik kanserinin kadınlara göre yaklaşık 4 kat daha fazla görülmesinin nedenleri arasında erkeklerde oral HPV enfeksiyonunun daha sık rastlanması ve tarihsel olarak tütün ile yoğun alkol kullanım oranlarının daha yüksek olmasının bulunduğunu belirtti. Tütün ürünlerinin tamamından uzak durmak, tütün kullanımını bırakmak ve alkol tüketimini sınırlamak, riski azaltmada büyük önem taşımaktadır. Ancak, bademcik kanserinin yalnızca sigara kullanan kişilerde görüldüğü yanılgısına düşülmemesi gerekmektedir. HPV, sigara kullanmayan ve nispeten genç bireylerde de hastalığın gelişimine yol açabilmektedir. Bu nedenle, risk değerlendirmesi yapılırken hastanın yaşı, yaşam alışkanlıkları ve HPV ile ilişkili faktörlerin bir arada değerlendirilmesi gerekmektedir.