Hastanenin acil servisinde hemşire olarak görev yapan Y.Y.'nin, müşteki sıfatıyla verdiği ve 30 Temmuz 2026 tarihinde tutanak altına alınan ifadesinde, hastane müdürü M.T.'nin göreve başlamasının ardından çalışma ortamının giderek bozulduğu öne sürüldü.
İfadede yer alan iddialara göre M.T., personelin sendikal tercihlerine doğrudan müdahale etti. Y.Y., müdürün kendisine yönelik olarak "Eğer sendikanı değiştirirsen seni gündüze çekerim" şeklinde bir ifade kullandığını, farklı sendikalara üye çalışanlara ise "Siz bana muhalifsiniz" dediğini iddia etti. İfadede, göreve başlarken "Ben sendikacı biri değilim, dileyen istediği sendikada kalabilir" diyen müdürün, kısa süre sonra sendika değiştirmek isteyen personeli mesai düzenini değiştirmekle tehdit ettiği belirtildi.
Dinlenme Odası ve Mescit Tartışması
İfadede çalışma koşullarına ilişkin iddialar da geniş yer tuttu. Buna göre acil servis personelinin dinlenme odası elinden alındı; hem acil serviste çalışan hem de ambulansla sevke çıkan ekibin, diyaliz personeliyle ortak kullandığı odaya mesai bitiminden sonra dahi geçmesinin engellendiği, bu sırada güvenlik ve temizlik personelinin çalışanlarla alay ettiği öne sürüldü. Y.Y., "Hangi istasyon olursa olsun personelin bir dinlenme odası var; bizim bir dinlenme odamız yok. Kaç defa idareyle görüştük, fakat bize hiç yardımcı olmadılar" ifadelerini kullandı.
İfadede ayrıca idare katındaki mescidin farklı bir amaçla tahsis edilerek bodrum kattaki atıl bir alana taşındığı, hastane genelinden gelen tepkiler üzerine eski yerine iade edildiği iddia edildi.
"Keyfi Soruşturma ve Gözdağı" İddiası
Y.Y., yıllardır tüm personel tarafından aynı şekilde doldurulan teslim defterindeki parafların gerekçe gösterilerek bazı çalışanlar hakkında soruşturma açıldığını, müdürün soruşturma açtığı personele "Ben onlarla buradan gittikten sonra bile uğraşacağım" dediğini öne sürdü. İfadede, hizmet puanı yüksek iki çalışanın, müdürle araları iyi olmadığı gerekçesiyle haberleri olmaksızın mesai listesine çekildiği, dilekçe veren bazı personelin ise odaya çağrılarak tehdit edildiği iddiaları da yer aldı.
Acil servis sorumlusu olarak görevlendirilen M.K. hakkında da benzer iddialar dile getirildi. Ekibin yaklaşık yüzde 80'inin sorumlu değişikliği için dilekçe verdiği ancak sonuç alınamadığı, M.K.'nin ise "Kaymakam bile beni yerimden alamaz, boşuna dilekçe veriyorsunuz" dediği öne sürüldü. İfadede ayrıca kuruma ait aracın kişisel amaçlarla kullanıldığı ve bunun kamera kayıtlarıyla sabit olduğu iddia edildi. Hastane WhatsApp grubunda tüm personelin özel günlerinin kutlandığı, ancak 12 Mayıs Hemşireler Günü'nün kutlanmadığı da ifadede dikkat çeken hususlar arasında bulunuyor.
Teftiş Kurulu'na Resmi Başvuru
İddiaların ardından sağlık çalışanlarının üye olduğu sendika, 31 Temmuz 2026 tarihli yazıyla Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı'na başvurarak inceleme ve soruşturma talep etti. Başvuruda; sendikal tercihlere müdahale, personel üzerinde baskı ve mobbing, çalışma düzeninin bir cezalandırma aracı olarak kullanılması ve kamu araçlarının hizmet dışı kullanıldığı yönündeki iddiaların Anayasa ile güvence altına alınan sendikal özgürlüklere aykırılık teşkil ettiği vurgulandı.
Başvuruda, iddiaların tanık anlatımları ve kamera kayıtları başta olmak üzere mevcut delillerle birlikte tüm yönleriyle araştırılması istendi.
Süreç Yakından Takip Ediliyor
İddialara ilişkin ifade alma sürecinin, başka bir devlet hastanesinin idari ve mali işler müdürünün incelemeci olarak görevlendirilmesiyle yürütüldüğü öğrenildi. Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu tarafından yürütülecek inceleme ve soruşturma sürecinin sonucunda iddiaların doğruluğunun ortaya çıkarılması ve tespit edilecek hukuka aykırılıklar hakkında gerekli idari işlemlerin uygulanması bekleniyor.
Konuya ilişkin olarak hastane yönetiminden ya da adı geçen yöneticilerden henüz kamuoyuna yansıyan bir açıklama bulunmuyor.