Türkiye'nin ve Akdeniz Havzası'nın en kritik deniz kaplumbağası üreme bölgelerinden biri olan Mersin'in Anamur ilçesindeki kumsallar, bu değerli canlıların geleceği için büyük bir önem taşıyor. Bu önemli alanda yürütülen üniversiteler arası iş birliğiyle gerçekleştirilen izleme ve koruma faaliyetlerinde, Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri ve öğrencileri de aktif olarak görev alıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın desteğiyle hayata geçirilen bu projede, nesli koruma altında bulunan iribaşlı deniz kaplumbağası (Caretta caretta), yeşil deniz kaplumbağası (Chelonia mydas) ve tatlı su kaplumbağası Nil kaplumbağası (Trionyx triunguis) türleri titizlikle bilimsel yöntemlerle takip ediliyor. Bu çalışmalar, hem biyoçeşitliliğin korunmasına katkı sağlıyor hem de genç nesillere uygulamalı bir öğrenme ortamı sunuyor.
Anamur Kumsallarında Bilimsel Koruma Faaliyetleri
Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün desteğiyle sürdürülen bu kıymetli projenin yürütücülüğünü Pamukkale Üniversitesi'nden Dr. Doğan Sözbilen üstleniyor. Üsküdar Üniversitesi'nden Dr. Doğukan Mutlu ise bilimsel ekibin önemli bir parçası olarak çalışmalara katkı sağlıyor. Sahadaki koordinasyon ve saha çalışmalarının liderliği ise Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü'nden ekip lideri Adem Karataş tarafından yürütülüyor. Karataş, Anamur kumsallarındaki bu çalışmaların kritik önemine dikkat çekerek, bölgenin Türkiye'nin en değerli deniz kaplumbağası üreme alanlarından biri olduğunu belirtti. Kumsalın farklı canlılar tarafından paylaşılması, yuva sayısının yüksekliği ve bölgenin hızla artan gelişimi, koruma çabalarında son derece dikkatli ve planlı adımlar atılmasının gerekliliğini ortaya koyuyor. Karataş, öğrencilerin bu projelere olan yoğun ilgisinin kendilerini hem motive ettiğini hem de gelecek adına umutlandırdığını ifade etti. Öğrenciler, hem arazi çalışmalarında hem de bilgilendirme faaliyetlerinde görev alarak her geçen gün yeni ve değerli deneyimler ediniyorlar.
Proje kapsamında, nesli tehlike altında olan bu deniz kaplumbağası türlerinin yuvalama alanları sahada detaylı bir şekilde inceleniyor. Yuvaların tespit edilmesi, olası tehlikelere karşı koruma kafeslerinin yerleştirilmesi, toplanan bilimsel verilerin titizlikle kayıt altına alınması ve yavru çıkışlarının düzenli olarak izlenmesi gibi süreçler, bilimsel ekibin ve öğrencilerin ortak çabalarıyla yürütülüyor. Bu hassas çalışmalar, türlerin popülasyonlarının sürdürülebilirliği açısından hayati bir rol oynuyor.
Öğrenciler Sahada Hem Öğreniyor Hem Bilinçlendiriyor
Bu projenin en değerli yönlerinden biri de üniversite lisans öğrencilerine sağladığı uygulamalı saha deneyimi imkanıdır. Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğrencileri Ender Ünver ve Yasin Şalcı, her sabah günün ilk ışıklarıyla birlikte Anamur kumsallarına giderek bilimsel araştırma süreçlerinin her aşamasında aktif görev alıyorlar. Öğrenciler, koruma altındaki türlerin yuvalama alanlarını yerinde gözlemleyerek, teorik bilgilerini pratiğe dönüştürme fırsatı buluyorlar. Yuva tespitinden yavru çıkışlarına kadar her adımda sorumluluk üstleniyor, bu sayede gerçek bir bilimsel çalışmanın parçası oluyorlar.
Sahada yürütülen faaliyetler sadece bilimsel araştırmalarla sınırlı kalmıyor. Üsküdar Üniversitesi'nin genç katılımcıları, aynı zamanda bölge halkı ve tatilcilerle doğrudan iletişim kurarak deniz kaplumbağalarının korunması ve doğal yaşamın sürdürülebilirliği konularında bilgilendirme çalışmaları yapıyorlar. Bu bilinçlendirme faaliyetleri, yerel toplulukların ve ziyaretçilerin çevreye duyarlılığını artırarak koruma çabalarına destek olmalarını sağlamayı hedefliyor. Akademisyenlerin rehberliğinde yürütülen bu kapsamlı çalışmalar sayesinde, öğrenciler teorik bilgilerini uygulamaya dönüştürmekle kalmıyor, aynı zamanda biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik bilimsel araştırmaların içinde yer alarak önemli bir saha tecrübesi ediniyorlar. Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün desteğiyle, üniversitelerin iş birliği içerisinde sürdürülen Anamur'daki bu değerli çalışmalar; nesli tehlike altındaki türlerin korunmasına, Akdeniz'in biyolojik zenginliğinin sürdürülebilirliğine ve genel çevre farkındalığının artırılmasına kritik katkılar sunmaya devam ediyor.