Acıbadem Üniversitesi ve Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (Türkiye EKMUD) ortaklığında iki gün boyunca gerçekleştirilen "Türkiye EKMUD 7. Erişkin Bağışıklama Akademisi" ile yetişkin popülasyonda bağışıklama uygulamalarının güncel durumu ve geleceğe yönelik stratejiler ele alındı. Kongre kapsamında; zatürre, RSV virüsü kaynaklı solunum yolu enfeksiyonları, zona, HPV ile ilişkili rahim ağzı kanseri, meningokok enfeksiyonu ve hepatit gibi çeşitli hastalıklara karşı korunma yöntemleri, son teknoloji aşı gelişmeleri ve bilimsel yaklaşımlar detaylıca incelenerek katılımcılarla paylaşıldı.
Aşı Takvimi Çocuklukta Bitmiyor
Kongrede uzmanlar tarafından öne çıkan temel mesajlerden biri, toplumda yaygın olarak bulunan "aşı takvimi sadece çocukluk dönemiyle sınırlıdır" algısının terk edilmesi gerektiğidir. Prof. Dr. İftahar Köksal, Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türkiye EKMUD Erişkin Bağışıklama Çalışma Grubu Başkanı olarak yürüttüğü başkanlık görevi sırasında, aşılanmanın yaşamın her evresinde sürdürülmesi gereken kritik bir koruyucu sağlık tedbiri olduğunu vurguladı. Nüfusun yaşlanması, küresel seyahatlerin artması, demografik hareketler ve yeni ortaya çıkan enfeksiyon riskleri nedeniyle erişkin bağışıklamasının giderek daha fazla önem kazandığı belirtildi.
Prof. Dr. İftahar Köksal, erişkin aşılamasının ana hedefinin sağlıklı yaşlanma sürecini desteklemek olduğunu ifade ederek, kronik hastalıkların ve bağışıklık sistemini etkileyen tedavilerin yaygınlaşmasının, yetişkinlerin enfeksiyonlara karşı korunmasını sağlık politikalarının öncelikli başlıklarından biri haline getirdiğini kaydetti. Bu kapsamda, özellikle ileri yaş grubundaki bireyler, kronik rahatsızlığı bulunanlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış hasta gruplarında aşılama planlarının nasıl yapılması gerektiğine ilişkin güncel bilgiler değerlendirildi.
Risk Gruplarına Göre Kişiye Özel Korunma Stratejileri
Türkiye EKMUD Başkanı Prof. Dr. Meltem Taşbakan ise erişkin aşılamasında farkındalık seviyesinin artırılması gerekliliğine işaret etti. Derneğin 4 bin 279 kişilik bir çalışmasında elde edilen verilere göre, influenza aşılanma oranının yüzde 27, zatürre aşısı olması gereken risk grubundaki bireylerde ise bu oranın yüzde 33 olduğu tespit edildi. Hedefin bu oranların yüzde 70-80 bandına çıkarılması olduğunu belirten Prof. Dr. Meltem Taşbakan, yaş ilerledikçe enfeksiyonların daha ağır seyrettiğini ve kronik hastalıkların komplikasyon riskini artırdığını hatırlatarak, aşılama planlamasının yalnızca yaş faktörüne değil, kişinin mevcut sağlık durumuna ve risk profiline göre şekillendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Zona, HPV kaynaklı kanserler, meningokok enfeksiyonları, hepatit A ve B, grip, tetanoz, difteri ve boğmaca gibi hastalıkların aşıları, yaş ve risk grupları üzerinden yeniden masaya yatırıldı. Prof. Dr. Meltem Taşbakan, zona ve HPV aşılarındaki gelişmelerin, aşılamanın çocukluk dönemiyle sınırlı kalmayıp yetişkinlikte de hayat boyu devam eden önemli bir koruyucu uygulama olduğunu gösterdiğini belirtti. EKMUD’un güncel önerileri, hangi aşıların hangi yaşta ve kişisel risklere göre uygulanması gerektiğini netleştiren bir çerçeve sunuyor.
Kalp ve akciğer hastalığı olan bireylerde solunum yolu enfeksiyonlarının oluşturduğu riskler özel olarak vurgulandı. Prof. Dr. İftahar Köksal, kalp-damar hastalıkları ve KOAH gibi kronik durumların varlığında enfeksiyonların daha ağır seyrettiğini, bu nedenle aşılamanın koruyucu hekimlikte kritik bir araç olduğunu söyledi. Influenza enfeksiyonunun kalp hastalarında ciddi sonuçlar doğurabildiğini ve grip sonrası kalp krizi riskinde artış görülebileceğini belirten Köksal, sonbahar döneminin grip aşısı için uygun zamanlardan biri olduğunu ifade etti. Yeni nesil konjuge pnömokok aşılarının kullanım alanlarının genişlemesiyle birlikte, doğru kişiye, doğru zamanda ve doğru aşıyı uygulama anlayışının ön plana çıktığı kaydedildi. Bu yaklaşımın, yoğun bakım yatışlarını, komplikasyonları ve erken ölümleri azaltarak daha sağlıklı bir yaşlanma sürecine katkı sağlaması hedefleniyor.