Dünyagöz Hastaneler Grubu Medikal Direktörü ve Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bozkurt Şener, görme kaybına neden olabilecek çeşitli hastalıkların erken teşhis sayesinde etkili bir şekilde yönetilebileceğine dikkat çekti. Bu bağlamda, yılın belirli bir gününe indirgenmemesi gereken Dünya Görme Günü’nün, halk arasında düzenli göz muayenesi alışkanlığının yerleşmesi açısından kritik bir hatırlatma aracı olduğunu vurguladı. Uzmanlar, göz sağlığının korunmasında pasif bir bekleyiş yerine proaktif bir yaklaşım benimsenmesinin hayati önem taşıdığını ifade ediyor.
Sinsi İlerleyen Hastalıklara Karşı Düzenli Muayene Şart
Görme sağlığı, bireylerin günlük yaşam kalitesini doğrudan şekillendiren en temel unsurlardan biri olarak kabul edilirken, birçok vatandaş göz muayenesini genellikle gözlük ihtiyacı hissettiğinde veya belirgin bir görme bozukluğu yaşandığında gündemine almaktadır. Oysa glokom, diyabete bağlı retina hasarı, yaşa bağlı makula dejenerasyonu (sarı nokta) ve katarakt gibi ciddi rahatsızlıklar, başlangıç aşamalarında herhangi bir belirti vermeden sessizce ilerleyebilmektedir. Bu hastalıkların fark edilmediği durumlarda, geri dönüşü zor veya imkansız kalıcı hasarlara yol açma riski bulunmaktadır.
Prof. Dr. Şener, ani görme azalması, bulanıklaşma, göz önünde uçuşmalar, ışık çakmaları, gece görüşünde zorluk, göz ağrısı, kızarıklık ve ışığa karşı hassasiyet gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Ancak bu belirtilerin henüz ortaya çıkmadığı dönemlerde bile hastalıkların gelişebileğinden hareketle, şikâyet beklemeden yapılan rutin kontrollerin tedavi başarısını artırdığını kaydetti. “Göz hastalıklarının bir kısmı hasta tarafından hissedilmeden ilerleyebilir. Dolayısıyla görme kaybı oluştuğunda müdahale etmek değil, görmeyi koruyacak aşamada harekete geçmek esastır” diyen uzman, düzenli muayenenin hastalığın tehlikeli evreye girmesini engellemedeki kritik rolüne değindi.
Teknoloji ve Yapay Zeka Destekli Tanı Süreçleri
Göz sağlığında tanı ve tedavi süreçlerinde yaşanan teknolojik dönüşüm, erken teşhis imkanlarını genişletmektedir. Yapay zeka destekli görüntüleme ve analiz sistemleri, hastanın göz yapısını, retina ve sarı nokta durumunu, kornea özelliklerini ile biyometrik parametrelerini çok kısa süre içinde detaylıca değerlendirebilmektedir. Bu gelişmiş teknolojiler, geleneksel muayene yöntemlerinin ötesine geçerek hekimlere veri odaklı karar alma süreçlerinde önemli avantajlar sunmaktadır.
Prof. Dr. Bozkurt Şener, yeni nesil teknolojilerin retina, sarı nokta, kornea ve glokom açısından risk taşıyan bulguları ileri evrelere gelmeden tespit etmede büyük katkı sağladığını açıkladı. Yapay zeka destekli analizlerin, yalnızca hastalık tespitiyle sınırlı kalmayıp; lazer tedavileri ve premium lens uygulamaları gibi cerrahi seçeneklerin hastaya uygunluğunun değerlendirilmesinde de yol gösterici olduğu belirtildi. Ancak tıbbın geleceğinin veriye dayalı öngörüler üzerine kurulduğu vurgulanırken, elde edilen teknik verilerin doğru yorumlanabilmesi için hekim tecrübesinin vazgeçilmez olduğu强调 edildi. Teknolojik veriler ile klinik deneyimin birlikte ele alındığı yaklaşımların, hastaya özel en uygun tedavi planının oluşturulmasında anahtar rol oynadığı ifade edildi.
Dünya Görme Günü kapsamında toplumun göz sağlığı konusunda daha bilinçli hareket etmesi gerektiği hatırlatılıyor. Çocuklardan yetişkinlere kadar her yaş grubunda, gerek ileri görüntüleme yöntemleri gerekse yapay zeka destekli analizlerden yararlanılarak hastalıklara erken dönemde müdahale edilebilmesi mümkün hale gelmiştir. Prof. Dr. Şener, “Göz sağlığını ertelemek yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Bugün düzenli muayene olmak, görme sağlığını korumak için en doğru adımdır” çağrısında bulundu.