İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Kordon'daki Vasıf Çınar Sergi Alanı'nda ziyarete açılan "Asrı 25 Geçe" sergisi, kentin 125 yıllık anıtı Saat Kulesi'nin köklü tarihini ve çevresindeki değişimi gözler önüne seriyor. 9 Eylül tarihinde başlayan ve 11 Ekim'e kadar devam edecek olan bu özel etkinlik, koleksiyoner Mert Rüstem'in arşivinden özenle seçilmiş nadir fotoğraflar aracılığıyla ziyaretçileri kapsamlı bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. Sergi, Saat Kulesi'nin inşa sürecinden günümüze uzanan öyküsünü, mimari özelliklerini ve İzmir'in kent belleğindeki eşsiz yerini derinlemesine inceliyor. Ziyaretçiler, sergilenen karelerde artık var olmayan yapıları, geçmişin kıyı çizgilerini ve Saat Kulesi önünde çekilmiş aile fotoğraflarını yakından görme fırsatı buluyor.

Sergide yer alan tarihi kareler, 125 yıldır Konak Meydanı'nda dimdik ayakta duran Saat Kulesi'nin tanıklığında İzmir'in nasıl bir dönüşüm geçirdiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Kimi aileler çocukluk anılarını tazelemek, kimi gençler ise kentin geçmişine tanıklık etmek için sergiyi ziyaret ediyor. Saat Kulesi'nin gümüş maketi ve orijinal saat mekanizması gibi özel objeler de ziyaretçilerin büyük ilgisini çekiyor. İzmir'in kurtuluşunun 104’üncü yıl dönümü etkinlikleri kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan bu sergi, kentin kültürel mirasını koruma ve gelecek nesillere aktarma misyonunu üstleniyor.

Kent Hafızasının Canlı Tanığı: Saat Kulesi

Serginin adının, Saat Kulesi'nin ortaya çıkışından bu yana geçen 125 yılı vurguladığını belirten İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanı Ayşegül Güngören, "125 yıl, bizim için son derece anlamlı bir rakam. Bu nedenle sergimize 'Asrı 25 Geçe' adını verdik. Biz Saat Kulesi'ni, şehrin taşa işlenmiş somut hafızası olarak değerlendiriyoruz. Amacımız, onun gözünden çevresindeki değişimleri gözlemlemek; 125 yıl boyunca neleri deneyimlediğini, hafızalara nasıl kazındığını ve sayısız fotoğrafa nasıl konu olduğunu göstermekti. Şehrin hikayesini, adeta Saat Kulesi'nin bakış açısıyla ele almayı arzu ettik" ifadelerini kullandı. Güngören, serginin farklı kuşaklara farklı hikayeler fısıldayacağına dikkat çekerek, İzmir'in geçmişini hatırlayanların kendi yaşamlarından kesitler bulacağını, genç nesillerin ise kentin eski çehresini, gündelik yaşamın ritmini ve Saat Kulesi'nin bir buluşma noktası olarak ne denli önemli olduğunu keşfedeceklerini dile getirdi.

Mimari Detaylar ve Bir Aşk Hikayesi

Saat Kulesi'nin mimari öyküsünün de sergide önemli bir bölümü oluşturduğunu aktaran Güngören, yapının mimarı Raymond Charles Péré'nin İzmir ile kurduğu derin bağı anlattı. Güngören, "Raymond Charles Péré, bir aşk neticesinde İzmirli olmuş Fransız kökenli bir mimar, heykeltıraş ve ressamdı. Bir Fransız sanatçının, bir Osmanlı kentinde, o kenti temsil edecek özgün bir üslup geliştirerek oryantalist tarzda böylesine değerli bir esere imza atması oldukça kıymetli bir durumdur. Tasarımından yapımına, yerel taşların ithal malzemelerle harmanlanmasına kadar çok özel bir yapıdan söz ediyoruz. Saatin mekanizmasının Alman Kralı Wilhelm tarafından hediye edilmesi ve bakımının uzun yıllardır gönüllü bir İzmirli usta tarafından üstlenilmesi de bu eşsiz hikayenin ayrılmaz parçalarıdır. Biz, tüm bu detaylara dokunan, zengin bir sergi yaratmak istedik" şeklinde konuştu.

Değişen Meydanlar, Değişmeyen Bir Sembol

Serginin görsel hafızasını oluşturan fotoğrafların büyük bir kısmını koleksiyonundan sağlayan Mert Rüstem, ailesinin 1897'den beri fotoğrafçılık yaptığını ve 101 yıldır Kemeraltı'nda aynı yerde mesleklerini sürdürdüklerini belirtti. Kendisinin de 1997'den bu yana özellikle İzmir ve İzmir fotoğrafhaneleri üzerine koleksiyon yaptığını ifade eden Rüstem, "Bu sergide İzmir'in sembolü Saat Kulesi'ni ön plana çıkardık. Kendi çektiğim fotoğraflar da sergide yer alıyor. Yapılışından 2000'li yıllara kadar Saat Kulesi'nin çevresindeki değişimi burada gözlemleyebiliyorsunuz. Meydanda sadece üç şey sabit kaldı: Saat Kulesi, Vali Konağı ve Yalı Camii. Bunların dışında meydan sürekli bir dönüşüm yaşadı. Eskiden Saat Kulesi'nin yaklaşık 300-400 metre yakınında deniz ve vapur iskelesi bulunuyordu. Batı tarafında Sarı Kışla ve subay gazinosu, doğu tarafında ise liman depoları vardı. Bu yapıların büyük çoğunluğu zamanla ortadan kalktı, ancak Saat Kulesi hep aynı yerinde kaldı" dedi.

Rüstem, Saat Kulesi'nin sadece kentin mimari bir simgesi olmadığını, aynı zamanda uzun yıllar İzmir'in gündelik yaşamının merkezi konumunda olduğunu da vurguladı. "1990'lı yıllara kadar Konak, kentin en merkezi noktasıydı. Vali Konağı Saat Kulesi'nin yanı başındaydı, mahkemeler, nüfus müdürlüğü ve diğer kamu kurumları buradaydı, çarşı zaten çok canlıydı. İzmir'de bir işiniz olduğunda Konak'a gelmeniz gerekiyordu ve tüm bu işlerin dağıtım merkezi Saat Kulesi'ydi. Hemen arkasında, Vali Konağı'nın önünde heybetli bir ulu çınar ağacı vardı. İnsanlar bu çınara torbalar asar, birbirlerine not bırakırlardı. Cep telefonu yoktu, iletişim imkanları çok kısıtlıydı. Bu bağlamda Saat Kulesi, inanılmaz bir merkez işlevi görüyordu" şeklinde konuştu. Koleksiyoner Rüstem, sergideki fotoğrafların yalnızca kentin fiziksel değişimini değil, İzmirlilerin kişisel anılarını da barındırdığını ekleyerek, "Burada daha önce hiç görülmemiş, hatta nadir hava fotoğrafları dahi bulunuyor. İnsanların çektiği aile fotoğrafları, Saat Kulesi önünde biriktirdikleri hatıraları gözler önüne seriyor. Bu hatıralara baktığınızda belki siz de kendi çocukluğunuzu, annenizi, babanızı anımsayacaksınız. Bugün gözünüzü kapattığınızda veya herhangi bir medya organında Saat Kulesi'ni gördüğünüzde zihninizde 'İzmir' beliriyor. Bu, kimsenin zorla yaptırdığı bir şey değil. Var olduğu mekanla ve zamana meydan okuyan duruşuyla Saat Kulesi kendi varlığını kanıtladı. Savaşları, büyük yangını, depremleri atlattı; Osmanlı'dan günümüze ulaşan çok değerli bir simge olarak ayakta kaldı" ifadelerini kullandı.

Sergi, özellikle sokağa taşınma kararı ve 9 Eylül'de açılmasıyla dikkat çekiyor. Güngören, "Vasıf Çınar Meydanı'nı ve 9 Eylül tarihini özellikle tercih ettik. Çünkü Saat Kulesi, kurtuluş gününün simgeleri arasında, o tarihi sahnelerde yer alan bir yapıdır. Biz de onu bugün İzmirlilerle burada buluşturmak istedik. Sokak sergilerini ayrıca çok önemsiyorum; çünkü insanlar kendilerini özel olarak bir sergi programına dahil etmeden, gündelik yürüyüşleri sırasında sanatla, bilgiyle veya bir kültürel miras ögesiyle tesadüfen karşılaşabiliyorlar. Bunun çok önemli bir etki alanı yarattığını düşünüyorum. Sergimiz 11 Ekim'e kadar İzmirlilerle buluşmaya devam edecek" diyerek serginin amacını ve etkisini vurguladı. Depremleri, restorasyonları ve kentin büyük dönüşümünü geride bırakan Saat Kulesi, bugün de Konak Atatürk Meydanı'nın merkezinde İzmir'in zamanını tutmaya devam ediyor. "Asrı 25 Geçe" sergisindeki fotoğraflarda ise zaman akmaya devam ediyor; meydan değişiyor, kıyı şeridi uzaklaşıyor, eski yapılar kayboluyor, çocuklar büyüyor ve kuşaklar birbirinin yerini alıyor. Tüm bu değişimlerin ortasında, Saat Kulesi 125 yıldır aynı konumda durarak İzmir'in hikayesini biriktirmeyi sürdürüyor; "Asrı 25 Geçe" sergisi de bu zenginleşmiş hatıraları 11 Ekim'e kadar Vasıf Çınar Sergi Alanı'nda İzmirlilerle buluşturmaya devam edecek.