Kamuya açık verilerin ışığında, 1957 yılından 2020'li yılların başlarına kadar uzay sistemlerini hedef alan 100’den fazla siber olayın kayıtlara geçtiği belirtiliyor. Kaspersky ICS CERT tarafından yayımlanan güncel bir rapor, modern uzay güvenliğinin artık sadece yörüngedeki uyduların fiziksel korunmasından ibaret olmadığını, aynı zamanda yer tabanlı altyapıların da kritik bir öneme sahip olduğunu vurguluyor. Günümüzde bir “uzay sistemi”; yer kontrol istasyonları, karasal iletişim hatları, kullanıcı terminalleri ve üçüncü taraf yazılımlardan oluşan karmaşık ve birbiriyle bağlantılı bir ağ yapısını ifade ediyor. Siber saldırganlar ise genellikle bu geniş ve entegre zincirin en erişilebilir ve güvenlik seviyesi en zayıf halkalarını hedef almayı tercih ediyor.

Uzay Sistemleri Siber Saldırıların Yeni Cephesi

Kaspersky'nin önceki raporları, özellikle Küresel Navigasyon Uydu Sistemleri (GNSS) üzerindeki kritik risklerin altını çizmişti. 2023 yılında Karadeniz bölgesinde yaşanan GPS/GNSS sinyal yanıltma (spoofing) vakalarındaki keskin artışın ardından, Kaspersky araştırmacıları dünya genelindeki 70 donanım üreticisiyle iş birliği yaparak internete açık GNSS cihazlarını detaylı bir denetime tabi tuttu. Bu incelemeler sonucunda, 3.000’den fazla GNSS alıcısının doğrudan internet üzerinden gelebilecek saldırılara karşı savunmasız olduğu tespit edildi. Bu durum, denizcilik, havacılık ve kara lojistiği gibi kritik sektörler açısından ciddi riskler barındırıyor; zira bu sistemlerin doğru ve güvenilir çalışması, küresel ticaret ve ulaşımın temelini oluşturuyor. Kuruluşların sistemlerini internet kaynaklı tehditlerden korumak için GNSS alıcılarını dış ağ erişimine kapalı tutması, internet bağlantısının zorunlu olduğu senaryolarda ise cihazları güçlü kimlik doğrulama mekanizmalarıyla koruma altına alması büyük önem taşıyor.

Kritik Altyapıları Hedef Alan Gelişmiş Tehditler

Tehdit aktörleri, kötü niyetli faaliyetlerini gizlemek amacıyla uydu altyapılarını sıklıkla bir paravan olarak kullanma eğilimindedir. 2010'lu yıllar boyunca Turla ve Whitebear gibi Gelişmiş Kalıcı Tehdit (APT) grupları, sunucu iletişimlerini şifrelenmemiş uydu iniş hattı (downstream) trafiği üzerinden yönlendirerek o zamana kadar görülmemiş bir gizlilik düzeyi elde etmişlerdi. Uydu sinyallerine müdahalenin teknik eşiğinin düşüklüğü ise bu sorunu daha da derinleştirmekte. Nitekim 2009 yılı gibi erken bir tarihte bile Orta Doğu’daki milis grupların, askeri sistemlerden gelen şifrelenmemiş video yayınlarını piyasada kolayca bulunabilen düşük maliyetli yazılımlarla ele geçirebildiği gözlemlenmişti. Günümüzde ise Thrip gibi daha sofistike APT grupları, kritik uzay altyapılarını izlemek ya da doğrudan kesintiye uğratmak amacıyla uydu operatörlerini ve coğrafi bilgi/haritalama veritabanlarını hedef almayı sürdürüyor.

Kaspersky ICS CERT raporu, uzay odaklı siber saldırıların kritik ikincil etkilerine de dikkat çekiyor. 2022 yılında uydu operatörü Viasat’ın KA-SAT ağına yönelik büyük çaplı bir siber saldırı gerçekleştirilmişti. Hatalı yapılandırılmış bir VPN cihazı üzerinden başlatılan bu saldırıda, tehdit aktörleri