YASED Uluslararası Yatırımcılar Derneği ile Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ortaklığında, İstanbul Finans Merkezi Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü Oditoryumu'nda "COP31'e Doğru Yatırım Zirvesi: Uluslararası Yeşil Yatırımları Harekete Geçirmek" başlıklı önemli bir toplantı gerçekleştirildi. 23 Ekim 2026 tarihinde düzenlenen bu etkinlik, Kasım ayında Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da yapılması planlanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) hazırlıkları kapsamında kilit bir rol üstlendi. Zirve, Türkiye'nin küresel yeşil yatırım ekosistemindeki konumunu pekiştirmeye yönelik politika çerçevelerini, finansman mekanizmalarını ve farklı sektörlerdeki sürdürülebilir dönüşüm fırsatlarını mercek altına aldı.

Temiz Enerjiye Geçiş ve Emisyon Azaltımı Stratejileri

Açılış konuşmasını yapan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı COP31 Türkiye Özel Temsilcisi Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, iklim kriziyle mücadelede izlenecek iki temel yol haritasına dikkat çekti. Birpınar, sera gazı emisyonlarının mümkün olan en hızlı şekilde azaltılmasının ve kaçınılmaz etkilerine karşı uyum kapasitesinin geliştirilmesinin hayati önem taşıdığını belirtti. Sanayileşme sürecinde fosil yakıtlara dayalı modelden vazgeçilerek, temiz enerji, enerji verimliliği ve döngüsel ekonomiye dayalı yeni bir kalkınma modeli benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Bakanlık yetkilisi, yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesinin hem çevresel riskleri azaltacak hem de rekabet gücünü artıracak bir fırsat sunduğunu ifade etti.

COP31 İklim Diplomasisi Baş Yetkilisi ve İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar ise konferansın temel amacının, müzakerelerde alınan kararları ölçülebilir projelere dönüştürmek olduğunu açıkladı. Hasar, özel sermayeyi projelerle buluşturmayı hedefleyen "İklim Uygulama Köprüsü" projesinden bahsederek, gelişmekte olan ülkelerin iklim eylemi için 2035 yılına kadar yıllık 1,3 trilyon ABD doları kaynak seferber edilmesi gerektiğini dile getirdi. Türkiye'nin Emisyon Ticaret Sistemi ve Yeşil Taksonomi gibi düzenlemelerle yatırımcılar için daha öngörülebilir bir ortam yarattığını kaydeden Hasar, iklim yatırımlarının ülkenin ekonomik fırsat alanı haline geldiğini belirtti.

Sermaye Akışları ve Finansal İşbirlikleri

Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, iklim değişikliğinin artık sadece çevresel değil, ekonomik büyüme ve istihdamı da doğrudan etkileyen stratejik bir konu olduğunu vurguladı. Çakar, Türkiye'nin güçlü üretim altyapısı ve gelişmiş finansal sistemiyle uluslararası yatırımcılar için değerli bir zemin oluşturduğunu, ancak bu fırsatların değerlendirilmesi için projelerin hazırlanması ve finansman planlamasının yapılması gerektiğini belirtti. Kamu, özel sektör ve bankalar arasında güçlü iş birliklerine ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Çakar, Türk bankacılık sektörünün proje finansmanı deneyiminin bu süreçte kritik bir avantaj sağladığını kaydetti.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, "Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda COP31'in yeşil dönüşüm hedeflerini uluslararası yatırımlarla desteklemek açısından büyük bir imkân sunduğunu söyledi. 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi kapsamında yenilenebilir enerji ve temiz teknolojilere yönelik yatırımların hızlandırılacağını belirten Dağlıoğlu, nitelikli ve yüksek katma değerli yatırımların ülkeye kazandırılmasının öncelik olduğunu vurguladı. YASED Başkanı Ali Fuat Orhonoğlu ise COP'a ev sahipliği yapan ülkelerde etkinlik sonrası yeşil yatırım projelerinde ve taahhüt edilen tutarlarda yaşanan artışlara dikkat çekerek, COP31'in Türkiye için büyük bir yatırım potansiyeli taşıdığını analizleriyle destekledi.

Zirvenin ikinci oturumunda canlı bağlantıyla konuşan Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) İcra Direktörü Dr. Fatih Birol, enerji güvenliğinin teminatının kaynak çeşitlendirmesi ve elektriğe geçiş olduğunu belirterek, "35-by-35" hedefi doğrultusunda temiz enerji yatırımlarının acilen hızlandırılması gerektiğini savundu. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) temsilcisi Nick René Hartmann ise uluslararası doğrudan yatırımların büyük çoğunluğunun az sayıda ekonomide toplandığına dikkati çekerek, gelişmekte olan ülkeler için yatırım fırsatlarının genişletilmesinin kritik önemi üzerinde durdu.