Acıbadem Üniversitesi'nden Prof. Dr. Tanıl Kocagöz ve ekibi, kalp ve damar hastalıklarının temel nedenlerinden damar tıkanıklığının oluşumunda, yaygın bir parazit olan Toxoplasma gondii'nin beklenmedik bir rol oynayabileceğini gösteren çığır açıcı bir bilimsel çalışma yürütüyor. Araştırmacılar, damar tıkanıklığına neden olan aterom plaklarında bu parazitin DNA'sına rastlarken, eğer canlı parazit varlığı kanıtlanırsa, gelecekte antibiyotiklerle damar tıkanıklığını tedavi etme umudu doğabilir. Bu keşif, dünya genelinde milyonlarca ölüme yol açan kalp-damar hastalıklarının tedavisinde yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.
Kalp ve damar hastalıkları, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 18 milyon kişinin hayatını kaybetmesine neden olan, dünya genelinde en önemli ölüm nedenlerinin başında gelmektedir. Türkiye'de de durum farklı değildir; bu hastalıklar önemli bir halk sağlığı sorunu teşkil etmektedir. Genellikle kolesterol birikimi, damar sertleşmesi ve yaşam tarzı faktörleriyle ilişkilendirilen damar tıkanıklığı, kalp krizi ve inme gibi ciddi sonuçlara yol açabilmektedir. Ancak Acıbadem Üniversitesi'ndeki bu yeni çalışma, bu karmaşık hastalığın altında yatan mekanizmalara dair farklı bir bakış açısı sunuyor.
Parazit DNA'sı Aterom Plaklarında Saptandı
Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, ekibiyle birlikte Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut ve ekibiyle iş birliği yaparak, damar tıkanıklığı nedeniyle cerrahi müdahale veya girişimsel işlem geçiren hastalardan alınan aterom plaklarını detaylı bir şekilde inceledi. Bu incelemeler sırasında, toplam 20 örneğin 8'inde, yani neredeyse yarısında, Toxoplasma gondii parazitinin genetik materyaline (DNA) rastlandı. Prof. Dr. Kocagöz, bu bulgunun kendileri için büyük bir sürpriz olduğunu ve incelenen diğer örneklerde başka hiçbir mikroorganizmaya ait DNA'ya rastlanmadığını belirtti. Bu sonuç, damar tıkanıklığı ile Toxoplasma gondii arasında potansiyel bir bağlantı olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
Bu bulgu, damar tıkanıklığının geleneksel olarak anlaşılan patogenezine, yani hastalığın gelişim mekanizmasına yeni bir boyut kazandırıyor. Daha önce Helicobacter pylori ve Chlamydia pneumoniae gibi bazı mikroorganizmaların damar hastalıklarıyla ilişkisi araştırılmış olsa da, bu mikroorganizmaların damar tıkanıklığının doğrudan nedeni olduğuna dair kesin kanıtlar bulunamamıştı. Acıbadem Üniversitesi ekibinin çalışması, bu alandaki bilgi boşluğunu doldurmaya yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Canlı Parazit Varlığı ve Tedavi Potansiyeli
Araştırmanın mevcut aşamasında, elde edilen DNA bulgusunun ötesine geçilerek kritik bir sorunun yanıtı aranıyor: Aterom plaklarında tespit edilen Toxoplasma gondii DNA'sı, geçmişte geçirilmiş bir enfeksiyonun geride bıraktığı bir iz mi, yoksa parazit damar plağında canlılığını koruyup çoğalarak plağın büyümesine ve dolayısıyla damar tıkanıklığının ilerlemesine aktif olarak katkıda mı bulunuyor? Araştırmacılar, bu soruyu netleştirmek amacıyla aterom plaklarından canlı Toxoplasma gondii parazitini üretmeyi hedefliyor. Eğer bu başarıyla sonuçlanırsa, parazitin damar tıkanıklığındaki aktif rolü bilimsel olarak kanıtlanmış olacak.
TÜBİTAK tarafından da desteklenen bu proje kapsamında yürütülecek deneysel çalışmalar, parazitin canlılığını ve çoğalma kapasitesini ortaya koymaya odaklanacak. Prof. Dr. Tanıl Kocagöz,
“Eğer parazitin aterom plağında canlı olduğunu gösterebilir ve burada çoğaldığını ortaya koyabilirsek, bunun yalnızca geçmişten kalmış bir DNA parçası olmadığını, aktif bir enfeksiyon etkeni olabileceğini daha güçlü biçimde ortaya koyabiliriz”ifadelerini kullandı. Toplumda oldukça yaygın olan Toxoplasma gondii, genellikle iyi pişmemiş et veya kontamine gıdalar yoluyla bulaşmakta ve vücutta uzun süre kalabilmektedir.
Eğer Toxoplasma gondii'nin damar tıkanıklığının oluşumunda ve ilerlemesinde aktif bir rol oynadığı kesin olarak kanıtlanırsa, kalp-damar hastalıklarının tedavisinde köklü değişiklikler yaşanabilir. Bu durum, gelecekte plağı hedeflemek yerine enfeksiyonu hedef alan antibiyotik tedavilerinin gündeme gelmesini sağlayabilir. Prof. Dr. Kocagöz, bir damarın yüzde 50 oranında tıkalı olduğu senaryoyu örnek vererek, plağın büyümesini durdurmanın bile önemli bir klinik kazanım olabileceğini vurguladı. Bu tür bir tedavi, kalp krizi ve inme riskini azaltmada büyük bir potansiyel taşıyor. Çalışmanın yaklaşık 1-1.5 yıl içinde tamamlanması beklenirken, Prof. Dr. Kocagöz, bulguların umut verici olduğunu ancak klinik uygulamaya dönüşmesi için daha uzun bir bilimsel yolun kat edilmesi gerektiğini belirtti.