Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Demiroğlu, karpal tünel sendromuna ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Uzman doktor, özellikle gece uykudan uyandıran el ve parmaklardaki uyuşmanın, bu rahatsızlığın en belirgin işaretlerinden biri olduğunu ifade etti. El bileği hizasında median sinirin sıkışması sonucu ortaya çıkan bu durumun erken tanısının ve uygun tedavi yöntemlerinin uygulanmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.
Prof. Dr. Demiroğlu'nun açıklamalarına göre, karpal tünel sendromu, median sinirin el bileği seviyesinde baskı altında kalmasıyla meydana gelen klinik bir tablodur. Hastalığın en karakteristik bulgusu, genellikle başparmak, işaret parmağı ve orta parmakta hissedilen uyuşmadır. Bu uyuşma hissi, gün içinde yoğun parmak kullanımı gerektiren aktivitelerle veya el bileğinin uygun olmayan pozisyonlarda tutulmasıyla tetiklenebilir ve zaman zaman ağrı ile birlikte görülebilir.
Karpal Tünel Sendromu Nedir ve Belirtileri Nelerdir?
Uzman doktor, özellikle gece yarısı kişiyi uykusundan uyandıran el ve parmaklardaki uyuşmanın, sendromun en tipik göstergesi olduğunu belirtiyor. Bu durum, günlük aktiviteler sırasında fark edilen uyuşmanın yanı sıra, dinlenme halinde bile sinir üzerindeki baskının devam ettiğine işaret edebilir. Uyuşmanın şiddeti zamanla artabilir ve hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Prof. Dr. Demiroğlu, 'Elim özellikle parmaklarımda uyuşma var, bu telefon/bilgisayar kullanımımda veya kullanımdan sonra gerçekleşiyor' diyen her erişkin hastada karpal tünelden şüphelenilmesi gerektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Demiroğlu, karpal tünel sendromunun 20 yaşından itibaren her yaş grubunda görülebileceğine dikkat çekti. Özellikle diyabet, tiroid bozuklukları ve bazı romatizmal hastalıklar gibi sistemik rahatsızlıkların bu sendromun ortaya çıkma sıklığını artırabileceğini belirtti. Günümüzde teknolojik cihazların, özellikle cep telefonları ve bilgisayarların ergonomik olmayan şekillerde uzun süreli kullanımının da karpal tünel riskini önemli ölçüde yükselttiği ifade edildi.
Kadınlarda bu sendroma erkeklere kıyasla daha sık rastlandığını belirten Prof. Dr. Demiroğlu, bunun olası nedenlerini açıkladı. Kadınların karpal tünel kapasitesinin erkeklere göre daha dar olması, gebelik gibi hormonal değişikliklerin erkeklerde görülmemesi ve sinovit benzeri iltihabi durumların kadınlarda daha yaygın olması gibi faktörlerin bu farklılıkta rol oynayabileceği düşünülüyor.
Tanı ve Tedavi Yöntemleri: Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?
Karpal tünel sendromundan şüphelenilen vakalarda, tanının kesinleştirilmesi için EMG (elektromiyografi) adı verilen bir test uygulanır. Prof. Dr. Demiroğlu, bu test sayesinde sinirdeki tuzaklanmanın derecesi hakkında detaylı bilgi edinildiğini vurguladı. Hastanın ilk muayenesinde ayrıca diyabet, tiroid, romatizmal hastalıklar ve gebelik gibi ek durumların varlığı sorgulanmalı ve gerekli tetkikler yapılmalıdır. Eğer ek hastalık varsa, hasta dahiliye endokrin, romatoloji ya da kadın doğum gibi ilgili uzmanlık alanlarına yönlendirilmelidir.
Tedavi yaklaşımları, hastalığın derecesine ve ek hastalıkların varlığına göre farklılık gösterir. Ek hastalık bulunmayan erken evre vakalarda, el bileği ateli kullanımı ve kısa süreli takibin yanı sıra EMG kontrolleri önerilir. Orta dereceli tuzaklanmalarda ve gece ağrı ile uyanma şikayeti olan hastalarda cerrahi tedavi düşünülebilirken, ileri derecede sinir sıkışması olan ve kas kaybı riski taşıyan durumlarda cerrahi müdahalenin en uygun zamanda yapılması, kalıcı hasarı önlemek adına kritik öneme sahiptir.
Prof. Dr. Demiroğlu, sinirdeki sıkışmaya karşı sinirin toleransının belirli bir eşikten sonra güç kaybına yol açabileceğini, bu nedenle tanı ve tedavideki herhangi bir gecikmenin kas erimesini kalıcı hale getirebileceği uyarısında bulundu. Kalıcı kas erimesi gelişmiş ve ağrıları devam eden olgularda dahi cerrahi tedavinin ağrıyı hafifletmek amacıyla değerlendirilebileceğini belirtti. Cerrahi gerektiren ancak bu tedaviyi kabul etmeyen hastalar ise fizik tedavi veya nöroloji uzmanlarına yönlendirilebilir.
Günlük yaşamdaki bazı alışkanlıkların karpal tünel sendromu riskini artırdığı bilinciyle, el ve el bileğinin ergonomik kullanımının hayati öneme sahip olduğu vurgulandı. El bileğinin bükülü (ileri/geri) pozisyonda uzun süre tutulması ve zorlayıcı hareketler, karpal tünel içindeki basıncı önemli ölçüde artırır. Bu nedenle, uzun süreli ve yoğun parmak veya el bileği kullanımı gerektiren işlerde, ergonomik düzenlemelere dikkat edilmesi ve her saat başı 5-10 dakikalık kısa molaların verilmesi, hastalığın gelişimini önlemede etkili yöntemlerdir.