Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi'nden Restoratif Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, soğuk gıdalar, özellikle dondurma tüketimi sırasında meydana gelen ağrıların farklı sebepleri olabileceğini vurguladı. Uzman isim, bu ağrıların basit bir diş hassasiyetinden mi yoksa 'beyin donması' olarak adlandırılan durumdan mı kaynaklandığını, aralarındaki temel farkları ve diş hassasiyetini tetikleyen etkenleri detaylı bir şekilde kamuoyuyla paylaştı. Dr. Öğr. Üyesi Turan'ın açıklamaları, soğuk yiyecek ve içeceklerin neden olduğu ağrıların karmaşık doğasını ve bu durumlarla nasıl başa çıkılabileceğini ortaya koyuyor.
Diş Hassasiyeti mi, Beyin Donması mı?
Halk arasında 'beyin donması' olarak bilinen ve bilimsel adıyla 'ice cream headache' olan durumun, genellikle çok soğuk yiyecek veya içeceklerin damak ve boğazın üst kısmındaki sinirleri aniden uyarmasıyla ortaya çıktığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, bu durumun birkaç saniye ile birkaç dakika süren keskin bir baş ağrısı şeklinde kendini gösterdiğini ifade etti. Bu tür ağrıların her zaman doğrudan dişlerden kaynaklanmadığının altını çizen Turan, soğuk gıdaların dişlerle doğrudan temasının, dişin koruyucu yapıları sağlam olduğu sürece genellikle ağrıya yol açmadığını dile getirdi. Ancak, bazı kişilerde dişin mine tabakasının altındaki dentin açığa çıktığında soğuk uyaranların ağrıya neden olabileceğini aktardı. Diş hassasiyetinde ağrı genellikle belirli bir dişte hissedilir ve soğuk uyaranın dişe temas etmesiyle başlar, altta yatan problem devam ettiği sürece tekrarlayabilir. Buna karşılık, 'ice cream headache' ise soğuk yiyecek veya içeceğin özellikle damağa temas etmesinden sonra birkaç saniye içinde gelişen, alın veya şakak bölgesinde hissedilen kısa süreli bir baş ağrısıdır ve genellikle 30 saniye ile birkaç dakika içinde tamamen kaybolur. Dr. Öğr. Üyesi Turan, dondurma yerken hissedilen ağrının kaynağının her zaman aynı olmadığını, bazen dişlerden, bazen de nörolojik mekanizmalardan kaynaklanabileceğini, hatta her iki durumun aynı anda görülebileceğini de ekledi. Ağız içindeki sinir uçları ile beyin damarları arasındaki bağlantının büyük ölçüde trigeminal sinir aracılığıyla kurulduğunu, bu ortak sinir ağının hem dişlerden ve ağız dokularından gelen duyuları hem de başın belirli bölgelerindeki ağrı sinyallerini işlemeye yardımcı olduğunu vurguladı.
Diş Hassasiyetini Artıran Faktörler ve Çözümler
Diş minesi zayıf olan bireylerde diş hassasiyetinin daha sık gözlemlendiğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Turan, bunun 'beyin donması' sıklığını artırdığına dair kesin bir kanıt bulunmadığını belirtti. Sinir hassasiyetinin artmasına günlük hayatta farkında olmadan yapılan bazı alışkanlıkların katkıda bulunabileceğini söyleyen Turan, özellikle sert kıllı diş fırçası kullanmanın veya yanlış fırçalama tekniği uygulamanın zamanla diş minesinin aşınmasına ve diş eti çekilmesine yol açarak dişlerin dış uyaranlara karşı daha hassas hale gelmesine neden olabileceğini açıkladı. Asitli yiyecek ve içeceklerin sık tüketiminin de diş minesini zayıflatabilen önemli etkenlerden biri olduğunu hatırlattı. Gündüz veya gece diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlığının (bruksizm) dişlerde mikro-çatlaklara, mine aşınmasına ve çene kaslarında gerilime yol açabileceğini ifade etti. Diş beyazlatma ürünlerinin gereğinden sık kullanılması veya yüksek aşındırıcılığa sahip diş macunlarının uzun süre tercih edilmesinin de diş yüzeyini etkileyerek geçici ya da kalıcı hassasiyete katkıda bulunabileceğini ekledi. Ayrıca, çok sıcak ve çok soğuk yiyecek veya içeceklerin peş peşe tüketilmesinin, özellikle hassas dişlere sahip kişilerde ağrıyı daha belirgin hale getirebileceği konusunda uyardı. Ağız hijyeninin ihmal edilmesinin de önemli bir risk faktörü olduğunu, düzenli fırçalama ve ara yüz temizliğinin yapılmamasının çürüklerin ve diş eti hastalıklarının gelişmesine zemin hazırlayabileceğini vurguladı. Mide asidinin sık sık ağıza ulaşmasına neden olan reflü gibi durumlar veya tekrarlayan kusmaların da diş minesini aşındırarak sinir uçlarının dış uyaranlara karşı daha duyarlı hale gelmesine yol açabileceğini dile getirdi.
Hassasiyet giderici diş macunlarının, soğuk ve sıcak gibi uyaranlara karşı oluşan diş ağrısını azaltmaya yardımcı olabileceğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Turan, bu ürünlerin bir kısmının potasyum nitrat gibi içeriklerle diş sinirinin uyarılabilirliğini azaltarak hassasiyeti hafifletmeyi hedeflediğini belirtti. Diğer bazı formüllerin ise kalay florür (stannous fluoride), arginin ve kalsiyum karbonat, biyoaktif cam (NovaMin) veya kalsiyum fosfat bileşikleri gibi maddeler içerdiğini aktardı. Bu bileşenlerin, dentin yüzeyindeki mikroskobik kanalcıkları kısmen kapatarak soğuk uyaranların diş sinirine ulaşmasını zorlaştırdığını ve böylece hassasiyetin azalmasına katkı sağlayabileceğini vurguladı. Düzenli kullanımda etkilerinin genellikle birkaç hafta içinde görülmeye başlandığını ve etkinliğin kişiden kişiye değişebileceğini sözlerine ekledi.