Göz sağlığı alanında önemli bir gelişme kaydedilerek, glokom tedavisinde çığır açıcı nitelikteki Femtosaniye Lazer ile Görüntü Kılavuzlu Trabekülotomi (FLIGHT) tekniği, İngiltere ve Almanya'nın ardından Türkiye'de de hastalara sunulmaya başlandı. Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ümit Aykan, glokom yönetimindeki temel amacın optik sinir hasarını yavaşlatmak olduğunu vurgulayarak, göz içi basıncının düşürülmesinin görme alanı kaybının ilerlemesini engellemenin tek kanıtlanmış yolu olduğunu belirtti. Bu yeni yöntem, geleneksel tedavi yaklaşımlarının karşılaştığı zorluklara çözüm sunarak, hastalar için daha güvenli ve konforlu bir alternatif oluşturuyor.

Prof. Dr. Aykan'ın değerlendirmelerine göre, glokom tedavisinde genellikle göz damlalarıyla başlanan süreç, yeterli kontrol sağlanamadığında lazer tedavileri, minimal invaziv glokom cerrahileri (MIGS) ve son olarak klasik filtrasyon cerrahileri gibi daha invaziv yöntemlerle devam etmektedir. Ancak bu mevcut yöntemler, orta ve uzun vadede hasta uyum sorunları, cerrahi komplikasyonlar ve implant bazlı uygulamaların basıncı düşürmedeki yetersizlikleri gibi önemli dezavantajlar içermektedir. Bu bağlamda, daha emniyetli ve yenilikçi tekniklere duyulan ihtiyaç, FLIGHT gibi gelişmiş yöntemlerin ortaya çıkışını tetiklemiştir.

Glokom Tedavisinde Yenilikçi Bir Dönüm Noktası

FLIGHT tekniği, 2025 yılında Kopenhag'da düzenlenen ESCRS (European Society of Cataract and Refractive Surgeons) Kongresi'nde ilk kez tanıtılarak dünya genelinde büyük ilgi görmüştür. Bu yenilikçi prosedürde, ön segment görüntüleme sistemleriyle eş zamanlı olarak yönlendirilen femtosaniye lazer kullanılarak trabeküler ağ üzerinde mikron düzeyinde hassas kanallar oluşturulur. Bu mikrokanallar sayesinde gözün doğal sıvı dışa akımı (aköz hümör) artırılır ve böylece göz içi basıncının düşürülmesi hedeflenir.

FLIGHT tekniğinin öne çıkan en önemli avantajları arasında operasyon sırasında herhangi bir kesi yapılmaması ve implant kullanılmaması yer almaktadır. Görüntü kılavuzlu lazer teknolojisi sayesinde elde edilen yüksek cerrahi hassasiyet ve başarı oranı, iyileşme sürecini kısaltmakla kalmayıp, hastaların ameliyat sonrası konforunu da önemli ölçüde artırmaktadır. Bu özellikler, glokom cerrahisinde daha az travmatik ve daha öngörülebilir sonuçlar sunarak hastaların yaşam kalitesini iyileştirmeyi amaçlamaktadır.

Umut Vadeden İlk Klinik Bulgular ve Türkiye'nin Konumu

Prof. Dr. Ümit Aykan, FLIGHT tekniğinin temelini oluşturan femtosaniye lazer teknolojisinin, son derece kısa süreli (yaklaşık 10-15 saniye) lazer atımları sayesinde hedef dokuda mikron düzeyinde hassas işlemler yapılmasına olanak tanıdığını belirtti. Bu ultra-kısa atımlar, çevredeki dokularda ısıya bağlı hasar riskini minimize ederek cerrahi güvenliği maksimize etmektedir. Femtosaniye lazerler, refraktif cerrahi (femto-LASIK), katarakt cerrahisi ve diğer ön segment cerrahileri gibi birçok göz cerrahisi alanında zaten başarıyla kullanılmaktadır ve mekanik araçların yerini alarak daha kontrollü ve güvenli işlemler sunmaktadır.

ESCRS 2025'te açıklanan ilk klinik veriler de bu umut verici tekniğin etkinliğini desteklemektedir. Prof. Dr. Aykan, FLIGHT tekniğinin göz içi basıncında kayda değer düşüşler sağladığını ve işlem sırasında cerrahi travmanın düşük olduğunu, bunun da komplikasyon risklerinin azalabileceğine işaret ettiğini ifade etti. Bu bulgular, implant gerektirmeyen ve kesisiz yapısıyla FLIGHT tekniğinin glokom cerrahisinde yeni bir dönemin müjdecisi olduğunu göstermektedir. Türkiye'nin, bu ileri tedavi yöntemini İngiltere ve Almanya'dan sonra üçüncü ülke olarak uygulamaya başlaması, ülkenin sağlık teknolojileri ve göz cerrahisi alanındaki yetkinliğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Prof. Dr. Aykan, FLIGHT tekniğinin glokom tedavisinde daha güvenli, daha konforlu ve daha hassas cerrahi yaklaşımların önünü açacak yenilikçi bir gelişme olarak değerlendirilebileceğini sözlerine ekledi.