Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Gizem Karpat, bireylerin kendi iç dünyalarını koruma gayesiyle gerçeği bilinçsizce farklı yorumlamasına neden olan 'öz-yalan' mekanizması hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Karpat, bu durumun hem belirtilerini hem de bu döngüden kurtulma yöntemlerini detaylandırdı. Öz-yalanın kısa süreliğine zihinsel rahatlama sağlasa da, uzun vadede mevcut problemlerin gerçekçi bir şekilde ele alınmasını ve çözülmesini erteleyebileceği vurgulandı.
Psikoloji literatüründe 'self-deception' olarak adlandırılan bu kavramı açıklayan Gizem Karpat, öz-yalanın temelde kişinin kaygı, suçluluk hissi, hayal kırıklığı veya acı verici gerçeklerle başa çıkabilmek amacıyla bazı durumları farkında olmadan çarpıtması veya tamamen göz ardı etmesi anlamına geldiğini belirtti. Karpat, bu mekanizmanın amacının dışarıdaki birini kandırmak değil, kişinin kendi psikolojik dengesini ve bütünlüğünü muhafaza etmeye çalışması olduğunu ifade etti. Uzman psikolog, öz-yalanın ilk etapta zihinsel bir 'amorti' görevi görerek rahatlama sağlasa da, zamanla sorunların gerçekçi çözümünü engelleyen bir yapıya bürünebileceği konusunda uyardı.
Öz-Yalan Nedir ve Bilinçli İnkarla Farkı
Gizem Karpat, öz-yalan ile bilinçli inkar arasındaki temel farkın farkındalık düzeyinde yattığını açıkladı. Öz-yalan süreçlerinde, bireyin gerçeği tam anlamıyla fark etmeden kendini daha katlanılabilir, farklı bir gerçekliğe inandırdığını belirtti. Bu durumda, aldatılan ilk kişinin kendisi olduğunu vurguladı. Bilinçli inkarda ise kişinin gerçeğin farkında olmasına rağmen, ego bütünlüğünü korumak adına onu kabullenmek istemediğini veya dış dünyaya ifade etmekten kaçındığını dile getirdi. Karpat, birinde farkındalığın oldukça kısıtlı olduğunu, diğerinde ise gerçeği bilmeye rağmen ondan uzak durma çabasının daha belirgin olduğunu ekledi. Her iki sürecin de aslında kişinin zorlayıcı duygularla başa çıkma girişimi olduğunu ifade etti.
İnsan zihninin neden gerçekleri çarpıtma eğilimi gösterdiğini açıklayan Karpat, zihnin sadece doğru bilgiyi kaydetmekle kalmayıp, aynı zamanda psikolojik bütünlüğünü ve konforunu sürdürmek için de çalıştığını belirtti. Bir gerçeği olduğu gibi kabul etmenin bazen büyük bir kayıp, başarısızlık, reddedilme veya yoğun bir suçluluk duygusuyla yüzleşmeyi gerektirdiğine dikkat çeken Karpat, zihnin bu duygusal yükü hafifletmek amacıyla gerçeği farklı yorumlayabileceğini ifade etti. Buna psikolojide